·640 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Aralık 2025 02:11 Merhaba kitap dostlarım
Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim yazarımız Almina’nın Bir Mimoza Masalı: Kuzey Rüzgârı ile geldim.
Bu kitapta en çok sevdiğim şey; Almina’nın Liza ile Poyraz’ın hikâyesini sadece bir aşk olarak değil, insanın kendi yaralarıyla yüzleştiği bir yolculuk gibi işlemesiydi. İlk kitaptan beri içimizde büyüyen merak bu kitapta hem cevap buluyor hem de yeni sorular bırakıyor.
Liza’nın taşıdığı travmalar, annesinin bitmeyen oyunları ve geçmişin gölgesinden kaçamayan kalbi… Her sayfada onunla birlikte yoruldum, öfkelendim ama yeniden ayağa kalkışına da tanıklık ettim.
Poyraz ise tam bir kuzey rüzgârı gibi; bazen sert, bazen ılık ama her zaman sarıp sarmalayan bir güç. On yıllık özlemin baba olunca nasıl başka bir sevgiye dönüştüğünü okumak içimi sıcacık yaptı. Talya ile sahneleri bir “aile”nin ne demek olduğunu yeniden hatırlattı.
Bu kitapta beni en çok şaşırtanlardan biri Yağız’dı. İlk kitapta gözümü devirdiğim adamı bu kitapta neredeyse içime sokmak istedim. Leyla ile atışmaları, aralarındaki kimya… İtiraf edeyim, kendi kendime “Hadi artık!” diye söylendim okurken.
Ama en ağır yük yine Liza’daydı. Özge’nin ölümünü öğrenme anı… O sayfayı okurken nefesim kesildi. Almina o sahneyi öyle bir işlemiş ki, sadece Liza’nın değil, okurun da kalbi çatlıyor. Bir insanın bir anda hem geçmişine hem geleceğine aynı acıyla dokunduğu bir bölüm olmuş.
Ve final…
Almina yine öyle bir yerde bitirmiş ki, okuru tam o an durdurup şaşkınlık içinde bırakan bir final olmuş.
Sayfayı kapatırken tek düşündüğüm şuydu:
“Liza haklı mıydı, yoksa biz de onunla birlikte mi yanıldık?”
Bu seri; sadece aşk değil, sadece acı değil…
Bir ailenin yeniden kurulması, geçmişle yüzleşme, affetmenin ağırlığı ve sevginin en kırık hâliyle bile ayakta kalışı.
Mimoza çiçeğinin zarafetiyle kuzey rüzgârının sertliği arasında büyüyen bir masal…
Ben yine yüreğimi bıraktım…
Şimdi üçüncü kitabı bekleme zamanı.