Puan vermedi·387 syf.····Okunma: 11 Aralık 2025 16:00 Ömer Seyfettin, çocukluğumda okumayı en sevdiğim yazarlardandı. Hikâyelerindeki duygular, çarpıcı sonlar ve verdiği mesajlar beni hep etkilemiştir. Hayat hikâyesini öğrendikten sonra ise ona olan hayranlığım daha da arttı. Ömer Seyfettin’in aslında çok hüzünlü bir hikâyesi var.
23 Şubat 1920’de şeker hastalığı yüzünden Haydarpaşa Hastanesi’ne kaldırılıyor. O dönem diyabet pek bilinmediği için doktorlar ona bol meyve yemesini, üzüm hoşafı içmesini söylüyor. Bu yanlış tedavi hastalığını daha da ağırlaştırıyor. Birkaç hafta sonra ise yıllardır görmediği kızını sayıklayarak hayata veda ediyor.
Hastanede yanında kimse olmadığı için cenazesinin sahipsiz olduğu sanılıyor ve bedeni kadavra olarak kullanılıyor.
Önce Anadolu Yakası’ndaki Mahmut Baba Türbesi’ne defnediliyor. Yıllar sonra yol çalışmaları nedeniyle mezarı açılıyor ve bu kez Zincirlikuyu Mezarlığı’na taşınıyor.
Değeri malesef öldükten sonra anlaşılmış. Kısacık ömrüne yüzlerce hikaye sığdırmış. Milli edebiyatının da kurucularından. Bu kitapta Ömer Seyfettin in hikayesini kısa öz şekilde derlemiş. Özellikle çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandıracak nitelikte Tavsiyemdir