Anayurt Oteli, beni daha ilk sayfalarından içine çeken, kasvetli atmosferi ve derin yalnızlık duygusuyla etkileyen bir roman oldu. Yusuf Atılgan’ın sade ama vurucu dili, Zebercet’in iç dünyasındaki boşluğu ve kaygıları çok gerçek hissettirdi. Özellikle otelin sıkışmışlığıyla Zebercet’in ruh halinin örtüşmesi beni oldukça çarptı. Olaylar büyük gibi görünmese de romanın ağırlığı karakterin içinde birikenlerle geliyor. Bitirdiğimde hem bir hüzün hem de tuhaf bir sarsıntı hissettim. Kısacası, uzun süre etkisinden çıkamadığım, sessiz ama yıkıcı bir kitap.