"Peki böyle bir sanatçıya, 'Etrafınızdaki dünyada gördüğün herhangi bir şeyin resmini istemiyoruz. İstediğimiz şey sadece senin resim yapma tarzının bir resmi. Bu yöntemin bir örneği değil! O yolun kendisinin bir resmi!' diye bir şey söylediğimizde ne istiyor olabiliriz? Açıkçası, bu hiçbir sanatçının yerine getiremeyeceği bir taleptir. Bir sanatçının resim yapma biçimi her resminde kendini gösterir, ancak (mantıken) hiçbir resminin konusu olamaz."
Başka bir deyişle, deneyimin/dünyanın belirli yönleri vardır; kelimelere dökülemez ya da resmedilemez. Wittgenstein daha genel bir ifadeyle şöyle devam etmiştir: "Felsefe ve mantığın önermelerinin kendileri, mümkün olgu durumlarının resimleri değildir. Söylenemese de dilin yapısının ne olduğunu gösterirler. Wittgenstein, dilin bize bir bütün olarak fakat sınırlı bir bütün olarak bir dünya duygusu verdiği; mistik olanı oluşturan şeyin bu sınır duygusu olduğu ve bu sınırların ötesinde bir şey olduğu sonucuna varmıştır.
Sayfa 280 - Dünyayı sınırlı bir bütün olarak görmek ya da hissetmek, anlam kurallarının söylenebilecekler üzerine koyduğu sınırların farkında olmaktır.·Kitabı okudu