Gönderi

<3
5/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 19:58
İlk inceleme bendenmiiişş <3 Öncelikle kitabı tam olarak bitirmedim; yaklaşık 65 sayfa kadar kaldı. Bu yüzden eksik değerlendirdiğim noktalar olabilir (some sınav haftası problems). Spoiler içerir! İlk iki kitapta ağırlıklı olarak İklim’in ve Tamay’ın hikayesini okuduk. Elbette diğer karakterler de vardı ama her kitap kendi ana karakterine odaklanıyordu. Külden Reverans’ta ise ilk 200–250 sayfa Güz ve Akay’a ayrılmışken, geri kalan kısımda - belli sahneler hariç - daha çok Tamay, Sonat, İklim ve Karza’nın başarılarını okuyoruz. Bu kitapda sanki yalnızca Akay’ın perfect boy friend oluşu ve diğer karakterlerin de aşırı başarılı sporcular olması anlatılıyor gibiydi. Karakterlerin birbirine aşık olacağı en başından aşikardı zaten. Açıkçası bir olay, bir kavga ya da net bir dönüm noktası bekledim fakat olaylar oldukça tekdüze ilerledi. La Likya’ya gidiş… Geliş… Akay’ın ne kadar mükemmel olduğu ve ne kadar sevdiği… Sürekli çok başarılı yan karakterler… Okurken bile Sonat'ın birinci olacağı, İklim ve Karza'nın şampiyon olacağı, Tamayın her zaman mükemmel olacağı, Güz'ün şeker perisi olacağı en başından belliydi Kafede çalışan (ismini hatırlamadığım) çocuk, Akay’ın motorcu arkadaşları, Güz’ün baleden arkadaşları, Enzo… Birçoğu yazılmak için yazılmış gibiydi. Okurken sık sık “Ben bunu neden okudum, bu sahne neyi değiştirdi?” diye düşündüğüm anlar oldu. Özellikle Akay, yalnızca mükemmel olsun diye yazılmış, Güz tek kalmasın diye eklenmiş biri hissi verdi bana. Resim, piyano, gitar, bateri, mühendislik… Maalesef böyle bir karakter gerçek hayatta yok. Bu mükemmellik hali bir noktadan sonra karakteri normallikten uzaklaştırıyor. Karakter isimleri çok garip ve açıkçası komik ve gerçek dışı gibi. Tamay, Akay, Güz, Karza, Sonat... İklim dışında çok farklı isimler. Farklı olması için yazılmış ama komik durmuş bence. Kurgu genel olarak çerezlik, ponçik ve sade. Bölümlerin kısa olması ve olayların hızlı ilerlemesi kitabı çabuk okunan bir hale getirmiş. Reading slump’tan çıkarması kesin. Bazı sahnelerdeki göndermeler ve yazarın kendi kişiliğinden kattığı küçük detaylar gerçekten çok güzeldi. Bale sahneleri kısa ve hızlıydı, evet fakat bale ile uzaktan yakından alakası olmayan bir yazarın bunu bu kadar teknik detayla yazabilmesi büyük bir emek ve araştırma gerektirir. Bale gibi çok değer görmeyen, eğitim videosu bile zor bulunan bir alanda bu kadar bilgiye hakim olmak herkesin harcı değil.Okurken anlamak için ben bile birçok bale performansı izledim. Adora’nın ne kadar araştırma yaptığını düşünmek bile etkileyici. Karakterlerin hayatları, yaşamları bence fazla extreme, ama kurgular klişe. Sıradan bir insanın sıradan bir hayatını okumaktansa farklı bir hayat okumak daha keyifli ama bu klişelerle dolu bir kitap için fazla çelişkili. Adora'dan sıradan bir insanı yazmasını beklemek yanlış olurdu ama bu biraz saçma geldi bana. Güz'ün hayatı Tamay ve İklim'e göre kısmen daha normal gibiydi. Bunu pek sevmedim ben ama zaten sadece ilk 200 sayfa falandı. İlk iki kitabı çok beğenmemiştim ve zaten bu tür kurgular benim tarzım değil. Bu sebepten beklentimi oldukça düşürerek okudum. Buna rağmen beklentimin üzerindeydi. Adora’nın her kitapta kalemini biraz daha geliştirdiğini görebilirsiniz Bağımsız bir ek eleştiri, piyano ile ilgisi olmayanlar geçsin : Akay’ın piyano çaldığı sahnede, bir piyanist olarak gerçekten rahatsız oldum. Güz’ün tepkisi hatırladığım kadarıyla “Notasız, akustik piyanoda, ezbere Kuğu Gölü çaldın” şeklindeydi ve buna aşırı şaşırıyordu. Notasız çalmak elbette normal bir durum ancak “ezbere” vurgusu piyanistler için genelde solfej bilmeden, görerek taklit eden amatör bir izlenimi yaratır. Ayrıca akustik piyano çalmak, dijital piyano ya da klavye çalmaktan başka bir şey değil. Kuğu Gölü de teknik olarak çok zor bir parça sayılmaz. Bu kadar basit bir eser için verilen abartılı tepki beni rahatsız etti. Fake piano skills ezberlemiş birini izlerken “oha ne güzel çalıyorsun” denmesi gibiydi. Güz zaten sınıfında akustik piyano olacak kadar, maddi ve kültürel açıdan zengin bir karakter. Güz gibi bir karakter profilinde maruz kaldığı sanat dozuna bakarsak notasız çalmak şaşırtıcı, akustik piyano ohalık değil, kuğu gölü defalarca maruz kaldığı bir eser. Tabii, amaç perfect boy friend vibe'ı veren romantik bir sahne, teknik değil bu yüzden sadece teknik olarak bilen manyaklar kafaya takar bunu. Adora'nın "Ama..." ile başlayan cümle fobisi gibi bir sey. (Zamanında çok azar yedim ezberden notasız çaldığım için, fobi oldu) Piyano çalan erkek karakterlere aşırı bayılıyorum, orası ayrı. Sözün özü, kitabı okurken ana odağın Güz ve Akay’dan çok serinin kendisi olduğunu hissettim. Güz’ün ağzından anlatılsa da asıl amaç, seriyi toparlayıp güvenli bir şekilde bitirmek gibiydi. Bu da kitabı bir ana karakter romanından çok, seriye veda eden bir final havasına sokmuş. Bu konuda en şanslı kitap Buzdan Kıvılcım'dı çünkü diğer karakterler bu kadar ön planda değildi. Mükemmel değildi, çok kötü de değildi. Güzel, akıcı ve tatlış bir kurguydu. Henüz ilk değerlendirme ve ilk puan olduğu için puan ortalaması düşmesin diye 10/10 verdim ama normalde 5 verirdim <3
1000Kitap
Külden ReveransAdora Yağmur · İndigo Kitap · 2025300 okunma
·
892 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bir dk sen yağmurun videolarında sürekli müthiş yorum yapan o kızsın ağağağ