Gönderi

Avusturyalı filozof Ludwig Witgenstein (1889-1951)
"Peki böyle bir sanatçıya, 'Etrafınızdaki dünyada gördüğün herhangi bir şeyin resmini istemiyoruz. İstediğimiz şey sadece senin resim yapma tarzının bir resmi. Bu yöntemin bir örneği değil! O yolun kendisinin bir resmi!' diye bir şey söylediğimizde ne istiyor olabiliriz? Açıkçası, bu hiçbir sanatçının yerine getiremeyeceği bir taleptir. Bir sanatçının resim yapma biçimi her resminde kendini gösterir, ancak (mantıken) hiçbir resminin konusu olamaz." Başka bir deyişle, deneyimin/dünyanın belirli yönleri vardır; kelimelere dökülemez ya da resmedilemez. Wittgenstein daha genel bir ifadeyle şöyle devam etmiştir: "Felsefe ve mantığın önermelerinin kendileri, mümkün olgu durumlarının resimleri değildir. Söylenemese de dilin yapısının ne olduğunu gösterirler. Wittgenstein, dilin bize bir bütün olarak fakat sınırlı bir bütün olarak bir dünya duygusu verdiği; mistik olanı oluşturan şeyin bu sınır duygusu olduğu ve bu sınırların ötesinde bir şey olduğu sonucuna varmıştır.
Sayfa 280 - Dünyayı sınırlı bir bütün olarak görmek ya da hissetmek, anlam kurallarının söylenebilecekler üzerine koyduğu sınırların farkında olmaktır.·Kitabı okudu
·
371 Gösterim
2 Yorum
Wittgenstein baba dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır derken soyut dünyayı dışta tutmuş, düşünceyi sağ koltuğa dili ise sürücü koltuğuna oturtmuştur. Çok sevdiğim, bayıldığım bir filozoftur kendisi, baba bir dil felsefesi filozofudur fakat dil ile ilgili olan bu görüşü (ki o zamanlar zihin tartışmaları da vardı) biraz yetersiz gibi geliyor bana.
Önceki 2 yanıtı göster
Wittgenstein için kafamda açık bir sekme bıraktım. Bu da böyle işte uydurmuş kendince bir şeyler demedim. Daha derinden anlamaya çalışacağım (artık ne zaman fırsat olursa tabi) Zihin felsefesi üzerine çalışmak, ne kadar keyifli bir alan harika! Bana da düşünce ve dil "birbiriyle paralel" gelişiyor gibi görünüyor.
2 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.