Puan vermedi·194 syf.····Okunma: 11 Aralık 2025 22:10 Dürüst olmak gerekirse, bu kitaba herkesin "her öğretmenin okuması gereken kitap" demesi üzerine başladım. Ama okuyunca resmen içine çekildim. Sanki başıma gelebilecek her şeyi o öğretmenle beraber gördüm, yaşadım. Öğretmenin adını bile bilmiyoruz ama ben sürekli kendimi onun yerine koydum, "Şimdi ben olsam ne yapardım?" diye düşündüm.
(Spoiler)
Öğretmenimiz deniz olan bir yerden kalkıp, doğuda ücra bir köye sürülüyor. İlk başta bayağı zorlanıyor tabii, eski eğlenceli hayatını özlüyor, kültür çok farklı. Ama sonra fark ediyor ki, oradaki çocukların ona daha çok ihtiyacı var.
Bana göre en etkileyici kısım burasıydı: Çocuklar ölüyor. Ve öğretmen, hiçbir şey yapamıyor, eli kolu bağlanıyor. Herkes ondan bir umut beklerken o, o kadar çaresiz kalıyor ki...
Bu kısımda çaresizliğini anlatan şiirini de ayrıca beğendim.
Çaresiz. Eli-kolu kırık, umutsuzluk sözcüğünü kullanmamak
için ve
Ben dememek için,
şimdi,
şu anda,
burda ve başkaldırmanın bir işe yaramadığını bilip susup duruyor.
Tanrıya inansa, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar oturup yakaracak: Ölmesin bebeler, ölmesin bebeler, ölmesin bebeler. Koru onları Tanrım!
Tanrıya inanmadığına, inanamadığına yakınıyor.
Çocukların ölmediği bir dünyaya...