·1408 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Aralık 2025 00:52 Gazeteciden tarihçi, tarihçiden de gazeteci olmaz. Bunu bir kez daha idrak etmiş bulunuyorum. Yazarımız aslında bir gazeteci, tarihçi değil. Ama Türkiye'de tarihçi olmadığını, akademinin görevini yapmadığını, hakikatlerin kaleme alınmadığını, hainlerin kahraman, kahramanların hain ilan edildiğini savunuyor. Bu zamana kadar yazara göre okuduğumuz tarih palavradan ibaret, hakikatler yalnızca yazarımızın yazdığı bu kitapta ve yazarımızın sosyal medyada paylaştığı gönderilerde gizli imiş.
Yazarımız uzun süre tarihi hakikatleri sosyal medya hesabından paylaşmış. Belli bir süreden sonra gerçek tarihi bu kitabında anlatmış. Koskoca cahil ve kaldırılmış ülke bu kitabı okuyarak aydınlanabilirmiş. Yalnız yazarımız sosyal medya diline alışkın olduğundan bu dili bu kitabına da taşımış. Hiçbir tarih kitabında görmediğiniz bu üslup sizleri hiç yanıltmasın. Önemli olan gerçekleri öğrenmek tek gerçeği de bu abimiz kaleme alıyor. Diğerleri bu abimizin deyimiyle palavradan ibaret.
Peki bu gerçekler neler kabaca söyleyecek olursak Enver Paşa bir hürriyet kahramanı değil, bir haydut hatta bir terörist. Hatta ve hatta Türk bile değil Gagavuz kökenli Hristiyan bir aileden geliyor. İttihad ve Terakki bir parti değil bir terör örgütü. Bu terör örgütünün Ermeni katliamını da yaptığını öne çıkarıyor yazarımız.
Mustafa Kemal Atatürk kahraman değil, bir hain yazarımıza göre hiçbir askeri başarısı yok. Mason hatta Yahudi hatta va hatta Türk de değil. Eğer Suriye cephesinde 7. orduya ricat emri vermeseydi biz İngilizleri yenecekimişiz. İngiliz ajanı olduğu için savaşın kaybedilmesine neden olmuş.
Yine yazarımız milli mücadelenin bir İngiliz projesi olduğunu iddia ediyor. Ingilirler Kurtuluş Savaşında bizleri Yunanistan'a karşı desteklemişler. Saltanatın kaldırılması, Halifeliğin kaldırılması Türk ulus devleti Mustafa Kemal ve İngiliz işbirliği ile olmuş. Yoksa Ingilterenin gücü Osmanlıyı yok etmeye yetmiyor.
Yazarımız pardon gazetecimiz buna benzer bir sürü iddia ileri sürüyor. Rıza Nur ile başlayan, Necip Fazıl ile devam eden, Kadir Mısırlıoğlu ile sündürülen, Mustafa Armağan ile laçka hale getirilen antikemalizm anlatısına farklı bir boyut ekleniyor.
Yazarımız Yunanlıların ve diğer işgal güçlerinin ülkemizde yaptığı mezalime hiç değinmiyor. Ama İzmir yangınını uzun uzun anlatıyor. Türk askerinin İzmir'i yaktığını tecavüz ve yağmada bulunduğunu iddia ediyor. 750 bin Ermeni, Rum ve Yahudiyi öldürmüşüz. Yani yazarımıza göre Türk askeri yine soykırım yapıyor. Türklere karşı özel bir alerji kitabın genelinde sezinleniyor.
Kaynak olarak sosyal medya postlarının ve Zaman gazetesi yazılarının alıntılanmasına da hiç girmek istemiyorum. Resmi tarihin uydurmaca, anlatıya dayalı gayri resmi tarihin gerçek olduğuna inan herkes okuyabilir. Buna inan insanlar için şüphesiz bir başucu kitabı...