Bazen düşünüyorum da; insan Allah’tan uzaklaştığını hissettiğinde, bunun sebebini hep dışarıda arıyor. Oysa kalbime dönüp baktığımda anlıyorum ki, Allah kulunu durup dururken kendinden uzaklaştırmaz. Uzaklaşan çoğu zaman benim; gafletimle, ihmallerimle, nefsime verdiğim tavizlerle. Allah bana sayısız nimetler verirken, ben şükretmeyi ihmal ettiğimde; O beni çağırırken, ben dünyaya dalıp o çağrıyı ertelediğimde; kalbim katılaşıyor, ruhum daralıyor. Günahlar küçüktür diye hafife alındığında, kalpte birikir ve zamanla insanı Rabbine yabancılaştırır. Belki de Allah, kulunun bu halini fark etmesi için, ona bir mesafe hissettirir. Çünkü bazen özlem, yakınlıktan daha öğreticidir.
Anlıyorum ki Allah uzaklaştırmaz; ikaz eder. Susturmaz; düşündürür. Kapıyı kapatmaz; kulun kapıyı gerçekten isteyerek çalmasını bekler. Kalbimdeki huzursuzluk, aslında bir merhamet işaretidir. Çünkü Allah sevmediği kulunu uyandırmaz, sarsmaz, arayışa sevk etmez.
Ben Rabbime yöneldikçe, O’nun bana benden daha yakın olduğunu fark ediyorum. Secdede dökülen bir gözyaşı, samimi bir tövbe, içten bir dua… Aramızdaki mesafeyi kapatan şeyler hep bunlar. Demek ki uzaklık bir son değil, bir davetmiş.Bu duruma düşmemek için hadi birlikte dua edelim:
Allah’ım,Kalbimi Sana uzaklaştıran ne varsa benden uzak eyle. Beni nefsime bir an bile bırakma. Gafletimi fark eden, hatasına dönebilen kullarından eyle. Kalbimi Sana yakınlıkla dirilt, beni Sana layık bir kul olma yolunda sabit kıl.
Amin.