Bu kitaba ilk incelemeyi yazan kişi olmanın gururuyla bu incelemeyi yazıyorum. İlk iki kitabı okumadıysanız incelemeyi okumamanızı tavsiye ederim çünkü tüm seri hakkında da genel bir yorum yapmak istiyorum.
Gümüş yürek katman katman güzelleşen bir seri. Önce sizi içine çekiyor, elinizden bırakamıyorsunuz kitabı, sonrasında maceralarına ortak oluyorsunuz ve en sonunda bir bakmışsınız ki siz de o aileye katılmış, ateşin başında onlarla birlikte oturup sohbet ediyorsunuz.
Seride en sevdiğim kitap bu oldu desem abartmış olmam. Hele bu kitap o kadar güzeldi ki... Sınavlarıma çalışmam gerekirken oturdum kitabı bitirdim çünkü heyecandan geberiyordum. Ve size şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki gümüş yürek size tattığınız ya da tatmadığınız onlarca duyguyu hissettiriyor. Gümüş yürek benim "güvenli alanım" olan nadir kitaplardan olduğunu bu kitapla iyice kanıtladı. Zaten çok sevdiğim ve bağlandığım bu seriyi bu kitapla daha da çok sevdim ve bağlandım. Gerek karakterleri, gerek olay örgüsü, gerekse hissettirdikleri o kadar muazzamdı ki bunu sözcüklerle nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Damla N. Archeron için Türkiye 'nin Tolkienı desem abartmış olur muyum size kalmış ama bence kesinlikle çok güçlü bir kalemi var. Daha fazla abartılması, okunması, değe görmesi gerekiyor. Böyle bir kitabı yazdığı için kendisine çok teşekkür ediyorum. ( Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş Öyküler için de söylemiştim bu kitap için de söylüyorum "Ben bu kitabı bir süre yaşamak istiyorum."
Şimdi biraz da karakterlerden ve sonundan bahsetmek istiyorum buradan sonrasını kitabı okuduktan sonra okumanızı öneriyorum çünkü spoiler içerecek.
ŞİMDİ ÖNCELİKLE KARAKTERLERİN HEPSİ BU KİTAPTA HA Rİ KAY DI. Özellikle Bast'ın karakter gelişimi? benu çok etkiledi EİRA'YI ARKADAŞI OLARAK GÖRMEYE BAŞLADIĞI SAHNEYE BİTTİM.
Korsanlarımız, hırsızlarımız da çok çok iyiydi (elbette bizimle aynı yolda olanlar)
VE NOS.
NOS KİMSENİN ONUNLA UYUMAK İSTEMEDİĞİ SAHNEDEN BERİ BENİM SERİDEKİ FAVORİ KARAKTERİM ÇÜNKÜ BENDE UYKUMDA HAREKET ETTİĞİM İÇİN KİMSE BENİMLE UYUMAK İSTEMEZ.
GERİ DÖNÜŞÜNE O KADAR MUTLU OLDUM Kİ...
(tüm kitabı bast'ı rüyasının kitabın sonu olma korkusuyla okudum) Allah'ıma bin şükür öyle olmadı.
Geçen sene Tüyap imzasında damla'ya "sonunu sende daha bilmiyor musun?" diye sorduğumda (aslına bakarsanız çok saçma bir soruymuş) o da ben biliyorum dediğinde aklında daha trajik bir son olduğunu düşünmüştüm şükür olmadı.
VEEEE NOS'UN SÖZÜNÜ TUTUP PORTRELERİ TAMAMLADIĞI SAHNEDE GÖZYAŞLARIMI ZOR TUTTUM.
SPOILER BİTTİ!!!!
Son elli sayfayı okurken nabzım 150 leri çok rahat bulmuştur aşırı stresli bir yolculuktu. Yine de pişman olduğum bir yolculuk olmadı. Kitabı okurken incelememde değinmek istediğim çok şey olmasına karşın hepsini yazarken unutmuşum gibi hissediyorum. Demem o ki, gümüş yürek benim ruhuma işleyen kimi zaman Aldin'deki kar soğuğunu kimi zamanda Martes'de yakalandığım bir fırtınayı kimi zamanda Çırpıkanatların evindeki şöminenin sıcaklığını hissettiğim asla unutamayacağım bir yolculuk hikayesi oldu.
Yol her zaman benden sizden ve çok sevgili D.N. Archeron'dan yana olsun.
Gümüş Yürek 3D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025297 okunma
Kesinlikle Gümüş Yürek 3 'ü okumanı ve ilk incelemeyi yazan kişi olmanı kıskanmıyorum canım. Sadece gözüme elimde olmayan kitabın hayaleti kaçtı o kadar, ondan bu kadar huysuzum yani. 😅