Siyah Pasta , bir annenin ölümünden sonra başlayan bir yas romanı gibi görünür; oysa asıl yas, annenin hayattayken sakladığı hayatıdır. Bir insanın susarak kurduğu yaşam, ardında kalanlar için konuşarak çözülecek bir bilmeceye dönüşür. Burada sır, dramatik bir unsur değildir; karakterlerin omurgasını belirleyen sessiz bir güçtür.
Siyah Pasta, kimliğin doğuştan gelen değil, sonradan öğrenilen bir yük olduğunu anlatır. Ve en sarsıcı tarafı şudur: Anne sevgisi bile bazen bir insanın kaderini iyileştirmez, yalnızca erteler.
Siyah pasta ise aile için geleneksel bir tattır.Ama bu geleneksellik, sırrın geçici değil; nesilden nesile aktarılabilecek kadar eski olduğunu gösterir. Anne, kendi hikâyesini anlatırken bile ailenin dilini, alışkanlığını, tadını terk etmez. Hakikat, bu yüzden yabancı bir yerden değil; evin içinden, alışıldık bir lezzetin içinden gelir.
Ara ara gözlerim dolarak okudum pişmanlıkları,özlemi ve kavuşmaları …
Keyifli bir okuma oldu .
Siyah PastaCharmaine Wilkerson · Artemis Yayınları · 2024101 okunma