Puan vermedi·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Aralık 2025 23:22 Kitabın iki farklı yüzü var: biri Mehrigül. Henüz onlu yaşlarında olan Mehrigül anne babası sağ olmasına rağmen evin hem babası hem annesi oluyor. Erkek kardeşi evden gittikten sonra tüm işler Mehrigül’e kalıyor. Tarlayı ekmek, pazarda satıcılık yapmak… Babası sadece paralı alıp kumar oynamayı biliyor. Annesi ise sürekli hasta. Evde bir de büyükbaba ve küçük kız kardeş var Lali. Bir gün pazarda şeftali satarken bir İngiliz turist Chazen, Mehrigül’ün alelade yapıp eşek arabasına taktığı sepeti beğenip değerinin çok çok üstünde para verip alıyor. 3 hafta süre içinde de ne kadar yaparsa gelip alacağını söylüyor. O kazandığı parayı babasına veren Mehrigül, paranın kumarda yendiğini çok geç olmadan öğreniyor. Babası erkek çocuğu gittiği için toplumca ve içsel olarak kendini suçlayıp öfkesini aileye yansıtıyor. Yine erkek çocuk üstünlüğü(!). Mehrigül gizli gizli sepetler yapıyor. Dedesi gibi söğüt dalından değil de asma sapından. Hem ev, tarla işleri hem de sepet yapmak onu zorluyor. Elleri su toplayıp kan sızıyor. Kıza dedesi dışında destek veren yok. O da çok yaşlı, en fazla bıçağını paylaşıyor ancak manevi olarak hep ve tam destekçi.
İlk yaptığı sepetlerim Babası ondan gizli satmış. Turistin geleceği güne hiç sepeti yokken dedesi ona bambu dalları uzatıyor. O da bir tane örebiliyor ve bunu diğerinden 20 katı pahalıya satıyor. Bir anlaşma da yapmak istiyorlar. Mehrigül değer yapacak, aracı Abdül de gelip ondan alacak. Bu arada Mehrigül Doğu Türkistan’da yaşayan bir Uygur Türk’ü. Bu da ikincisi: Çin zulmü var. Dillerini konuşmak yasak, dini baskı var. Aynı zamanda da ekonomik zorluklar. Çin’de çalıştırılmak üzere bölge sorumluları çocuk demeden işçi olarak Uygurları oraya götürüyorlar. Sonra da Çinlilere evlenmeye zorunlu bırakarak bir milleti yok ediyorlar. Mehrigül’ ü de babası oraya yollayacak. Adını yazdırmış ama bu iş teklifini kabul ederse Mehrigül hem okula gidecek hem sepet yapacak hem de Çin’e gitmeyecek. Babası kabul ediyor.
Küçük yaşta büyümek zorunda olan bir çocuk. Ellerindeki sargıları çıkarırken acısını elimde hissettim. Ama o hayallerinden vazgeçmiyor. Saygı anlayışının sorgusuz itaat olmadığını bir kez daha anlatıyor. Babasının sepetleri ondan gizli alması aile değil hırsızlık. Annesinin giden bir erkek ve sonrasında doğurduğu kızlar İçin kendini kapatması, ev işleyişe bile ilgilenmeyişi… Lali okula gitsin diye çırpınıyor, okula girmeSe başıma me geleceğini biliyor. Lali dansçı olmak istiyor. O yaşta büyün bu farkındalık…
Bir de Pati var. Eşsiz bir arkadaş. İngilizce öğrenmesine yardımcı oluyor. Yeri geliyor pazar tezgahına bakıyor. Bambu sepeti bile onların değirmeninin kenarındaki suyun kayısında yaptı.
Bu hikaye, o bölgeye gidip pazarda karşılaşılan şeftali satan bir kızdan yola çıkışarak yazılmış.
Uygurları anlatan ender kitaplar olarak da dikkat çekiyor.