·400 syf.····Okunma: 16 Aralık 2025 17:21 Ana karakterimiz; 1500’lü yılların İtalya’sında yaşayan Toskana Grandükü Cosimo’nun kızı Lucrezia.Hayal gücü oldukça gelişmiş,hayvansever,empati yeteneği fazla,akıllı,zeki,farkındalığı yüksek,harika bir resim kabiliyeti olan pamuk kalpli bir kız Lucrezia.Kardeşlerinden oldukça farklı ancak bu farklılık ailesinin istediği bir şey değil.Başından beri onu diğer kızları ile aynı olmaya zorlayan bir anne ve takdirini bir türlü kazanamadığı bir babaya sahip.Yani anne-babası tarafından biraz dışlanmış,tam anlamıyla sevilmemiş,değer görmemiş bir evlat.
Ablasının ani ölümü ile ablasının nişanlısı Ferrara Dükü Alfonso ile çocuk yaşta evlenmek zorunda kalan Lucrezia’nın bu zorunlu evliliği başlarda çok iyi devam eder.Sevgiye aç olduğu için eşinin kendisini gerçekten sevdiğine inanır.Ancak insanları iyi analiz eden özelliği ve hislerinin kuvvetli olması sayesinde eşinde bir tuhaflık olduğunu sezer.Onun gölge yanlarını görmeye başlar.Eşi birden fazla kişiliğe sahiptir ve tek derdi Lucrezia’nın bir varis doğurmasıdır.Sahte sevgisinin tek sebebi de budur.
Varlığını hiçe sayan bu politik evliliğin içinde mutsuz olan ve günden güne içini ölüm korkusu kaplayan Lucrezia, bakalım bu durumdan kurtulabilecek mi?
Yazarın üslubu akıcı.Betimlemelerin oldukça fazla ve ayrıntı olması kimi zaman sıkıcı gelse de okuyucuyu olayın içine çekmeyi başarıyor.Küçücük yaşta zor bir hayatın içinde varlığını sürdürmeye çalışan Lucrezia’ya üzüldüm ben.Düşes de olsan erkek egemen bir toplumda kadınlara yapılan zorbalıklar ve yüklenen sorumlulukların değişmediğini farkettim.Kitabın gerçek tarihi olaylardan kurgulanması da kitabı sadece merakla okumama değil,aynı zamanda yaşamama da sebep oldu.Genel olarak beğendim.Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.