Sessiz ama ağır bir hikâye bu. Büyük dramatik patlamalardan ziyade, insanın içine çöken bir sızıyla ilerliyor. Kitap boyunca “ait olmak” ne demek, bir yere ya da birine geç kalmak mümkün mü, sevgi sonradan öğrenilebilir mi soruları dolaşıyor zihnimizde. Yazar, okuru zorlamadan ama kolay da bırakmadan anlatıyor; cümleler sade, duygular ise beklenmedik şekilde derin.
Bitirdiğinizde yüksek sesle ağlamıyor olabilirsiniz ama içinizde uzun süre susmayan bir düşünce kalıyor: Bazı yaralar kapanmaz, sadece onlarla yaşamayı öğreniriz.