Puan vermedi·432 syf.····Okunma: 18 Aralık 2025 05:14 Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey şuydu: sürekli bir sıkışmışlık. Bir annenin kalbiyle mantığı arasında kalışını, nefes nefese izliyorsun. “Ben olsam ne yapardım?” sorusu daha ilk sayfalardan itibaren peşini bırakmıyor.
Hikâye büyük olaylarla değil, küçük ama kritik kararlarla ilerliyor. İşte beni asıl geren de buydu. Çünkü her adım çok tanıdık, çok gerçek. Oğlunu korumak isteyen bir annenin, farkında olmadan kendini karanlık bir yola sokmasını yargılayamıyorsun. Tam tersine, çoğu yerde onu anlıyorsun… bu da rahatsız edici bir yakınlık yaratıyor.
Kitap boyunca güven duygusu sürekli yer değiştiriyor. Kim doğru söylüyor, kime inanmalı, hangi sır gerçekten masum? Logan bu belirsizliği çok iyi kullanmış. Bölümler kısa ama duygusu ağır; bırakmak istesen bile elinden düşmüyor.
Finale geldiğimde “oh bitti” demedim, tam aksine içimde bir ağırlık kaldı. Çünkü Anne, okurunu rahatlatan bir kitap değil. Sınırlarımızı, anneliğin kutsallığını ve suçun nerede başladığını sorgulatıyor.
Benim için bu kitap:
Bir gerilimden çok, annelik üzerinden yazılmış vicdanla yüzleşme hikâyesiydi.
Sessiz ama etkisi uzun süren bir tokat gibi.