Puan vermedi·512 syf.·
Uzun süredir okuma listemde bekleyen bir kitaptı. Bir sabah cesaretimi toplayıp elime aldım fakat düşündüğüm gibi bir yolculuk olmadı. Yarım bıraktım… Almanca dersi savaş sonrası Alman Edebiyatı’nın en değerli eserlerinden biri. Bu dönemi anlamaya kendimi adamış bir okur olarak okurluk serüvenimin en azından bu alanda yapı taşlarından biri olacağını düşündüğüm bir çalışmaydı. Fakat yarıda bırakmak zorunda olduğum bir serüven oldu. Yine de bir kaç kelam etmeden kitabı okurluk tarihimin tozlu raflarına kaldırmak istemedim. Nazi polisi bir baba, oğul Siggi ve rejim tarafından halkı tahrik ediyor gerekçesi ile resim yapması yasaklanan bir ressam. “Babam. Ezeli uygulayıcı. Mükemmel İcraatçı.” Anlatının bel kemiği bu ifade aslında. Görev adamlığı, emirlerin içeriğini vicdanla tartmadan uygulamak. Savaş sonrası nesiller tarafından çokça sorgulanan, edebiyatta da üzerine çokça akıl yürütülmüş bir olgudur “görev adamlığı”. Bernhard Schlink’in Okuyucu romanından bir kesit hatırlıyorum. Savaş döneminde nakilleri sırasında akşam konaklamak için bir kiliseye kilitlenen bir gurup yahudi mahkumun kilisede çıkan yangından dolayı ölmesi olayından dolayı yargılanan eski infaz memuru Hanna’ya yargıç sorar; yangına rağmen neden kapıyı açmadınız. Hanna; açamazdık, kaçarlardı, onlardan sorumluyduk. Emir kulu olmak insanı sorumlu olmaktan kurtarır mıydı? Resmi bir mahkemenin önünde veya içimizdeki vicdan denen o mahkemenin karşısında? Neyse, anlatının çıkış noktasının bu olduğunu düşünüyorum. Düşünüyorum diyorum çünkü bunu kavrayacak kadar ilerlemedim romanda. Çevirmen Ayşe Sarısayın’ın önsözü beni hayli etkiledi, bu yüzden bi coşkuyla başladım romanı okumaya. Fakat çok fazla tasvir var eserde. Güneşin doğuşundan kapı önündeki çiçeklerin rengine, nehrin akışından tavan arasının tozuna kadar anlatıyı insanın hayal dünyasında eksiksizce kurduracak kadar detaylı beimlemelere yer vermiş yazar. Fakat bence bu biraz fazla. Elbette bu bir tarz ve seveni de çok. Fakat ben yüzleri görev adamı polise benzeyen Nazi şapkalı martılar çizen ressama ne olduğunu bir an evvel öğrenmek istiyorum. Romanın bu muazzam konusu çok daha kısa ele alınabilirdi diye düşünüyorum. Beş yüz sayfayı avam tabiri ile gözüm yemedi yarıda bıraktım ben de. Kendimi bir kez daha sınıfta bıraktığım bir okuma oldu. Ama bu eserdeki derinliği kavrayacak kadar yetkin bir okur değilmişim henüz.
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma
·
112 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.