Puan vermedi·80 syf.··Beğendi
· Adem Çoban / İbrahim Halil Çelik
Hira’da Bir Çocuk ve Peygamberimiz
Yusuf çok heyecanlıydı. Ailesiyle birlikte Umre’ye gidiyordu. Hayali kurulan ok kutsal topraklara nihayet ayak basacaktı.
Uçaktan inip o kutsal şehre en içten dualarla kavuştular. Ailesiyle birlikte ibadetleri yerine getirdiler, kutsal mekanları ziyaret ettiler. Ama bir mekan Yusuf’un kalbinde ayrı bir yer edindi:Hira Mağarası.
“ Peygamberimiz burada ilk vahyi almış.” dedi babası.
Mağaradan çıkıp aşağı doğru indiklerinde, Yusuf sarı otların arasında duran bir sandık gördü. Sandık ışıl ışıldı.
Üzerinde ise Arapça harflerle “ Zaman, emanettir. Doğru kalpler geçmişe yol alır. Geleceği ışık olur.” yazıyordu. Yusuf sandığı’ı açtığında içinden eski görünümlü tuhaf şekilli bir saat çıktı.
Sonra her şey bir anda durdu ve zaman geriye aktı.
Yıl 571, Mekke.
Şehirde nefesler tutulmuş Abdülmuttalip’in evinde Hz. Amine, doğum sancıları içindeydi.
Hz. Amine doğum yapmıştı Hazreti Muhammed’i hayata getirmişti. Yetim bir çocuktu Hz. Muhammed daha doğmadan babası vefat etmişti. Ardından annesi vefat etmiş ve dedesinin kanatları altına yerleşmişti. Bir zaman sonra dedesi de vefat edince artık yalnız kalmıştı Hz. Muhammed. Zorlu bir yolculuğu vardı artık.
Yusuf, bir köşeden görünmezliği ile Peygamber efendimize eşlik ediyordu.
Yusuf’un Medine yolculuğuna şahitlik etmeye sizde hazır mısınız?