Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu o kadar çok beğenmiştim ki Peyami Safa'yı tekrar okumaktan büyük bir zevk alacağımı tahmin ederek Fatih-Harbiye kitabına da şans verdim. Tabii ki yine çok güzel bir kitaptı.
Fark ettim ki içinde kültürel çatışma barındıran hikayeleri okumak benim sevdiğim bir şey. O yüzden bana göre akıcı bir kitaptı. Olayların Fatih'te geçiyor olması beni ekstra bağladı sanırım kitaba çünkü zamanımın büyük bir kısmı o yerlerde geçiyor. Bazı paragraflarda yapılan mekan betimlemeleri çok güzeldi. Gözümde çok kolay canlandırabildim.
Benim için kitabın en can alıcı kısmı Neriman ve Şinasi'nin daha önce beraber çok mutlu geçtikleri yollardan günün birinde bir akşamüstü birbirlerinden kopuk yürümeleriydi. Şinasi'nin Neriman'a "Niçin, sen artık dünkü sen değilsin? Niçin, biz bugün ikimiz kıymetli bir şey kaybetmiş gibiyiz? Niçin bugünün düne benzemiyor? Niçin dünkü gibi rahat adımlar atamıyorsun? Niçin böyle oldun?" diye sorduğu anlar o kadar gerçek ve o kadar duygusaldı ki okurken Şinasi ne hissediyorsa ben de hissettim. Geçmişe duyulan özlem çok başka bir duygu.
Aynı zamanda Şinasi'nin suskunluğu da bana güzel şeyler hissettirdi. Çünkü bu da çok gerçek bir tepkiydi. Darmadağın olmasına rağmen hesap sormamak, sadece beklemek mizacında yatan o karakterle paraleldi. Zamanı geldiğinde sorularını sorması, hareketleriyle tepkilerini göstermesi ve gözleriyle konuşması onu o yapan şeyler.
Neriman'a gelecek olursam bir yere kadar onunla da empati yapabiliyorum sanırım. Bazen insan aynı anda sahip olması mümkün olmayan şeyleri bir arada ister ve bu istekler onu saçma sapan yerlere sürükler. Ayrıca Neriman zaten başkaları tarafından anlaşılmak istemeye çok takık bir kadınken bu mesele onun için çok daha zor bir hal aldı tabii. Yıllardır beraber olduğu ve sevdiği insanlar tarafından herkes anlaşılmak ister bu insanın doğasında var ama fazlası insanı çıkmaz sokaklara sürükler.
Sonucunda Neriman bazı kararlar verdi ama içindeki yangın bu kadar hızlı mı söndü? Bilmiyorum.
Bir de Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabında bu kadar fazla eski kelime kullanımı var mıydı hiç hatırlayamadım. Sanki bu kitabı okumak bu açıdan biraz daha zordu.