Tamam, geceyle gündüz bende biraz karışmış olabilir…
Ama kitap okumadan gece geçer mi?
Bence hayır.
“Bir Ruh Macerası” geç kaldığım bir kitaptı.
Ayşe Şasa’nın bu eseri yalnızca bir otobiyografi değil;
ruhun en karanlık dehlizlerinden geçip ışığa varma çabasının
son derece içten bir güncesi.
Batı aklıyla yoğrulmuş bir zihnin,
kendi hakikatine duyduğu özlemi
bu kadar yalın, bu kadar sarsıcı ve bu kadar dürüst
ancak Ayşe Şasa anlatabilirdi.
Kendi iç çöküşünü saklamadan, makyajsız bir cesaretle anlatıyor;
satır aralarında hem kendini hem okuru dönüştürüyor.
Modernliğin yorgunluğunu, Doğu’nun derin ve unutulmuş anlamlarıyla yüzleştirirken
insanı ister istemez kendi içine döndürüyor.
Benim için bu kitap sadece okunacak bir metin olmadı;
adeta bir iç yolculuğun karşılığıydı.
Sayfalar ilerledikçe elimde bir kitap değil,
beni kendimle yüzleştiren bir ayna tuttuğumu fark ettim.
Her cümlesi yüreğime dokundu;
sanki içime iyi gelen bir dua gibiydi.
Okuyan herkese şifa olsun efendim.