Adından da anlaşılacağı üzere şeytan yeryüzüne iniyor, insan kılığına giriyor ve günlük tutmaya başlıyor.
Burada şeytan ana karakter ve anlatıcıdır. Mutlak kötü olmaktan ziyade, ayna tutan bi figürdür. İnsanın ikiyüzlülüğünü, ahlak anlayışını ve iyilik-kötülük çelişkisini eleştirir. Zaman zaman alaycı, zaman zaman sorgulayıcıdır. Aslında bu eserde karakterlerden çok fikirler ve felsefi sorgulama ön plandadır.
Yorumlarıma gelecek olursak, şeytan sandığımız gibi kötülük saçan biri değil. İnsana gelince, kitap onları hiç affetmiyor. İnanç var, samimiyet yok; ahlak var ama işine geldiği kadar.
Andreyev’in kitabında yaptığı şey tam da bu: şeytanı aklamak değil insanı ifşalamak. Şeytanın en rahatsız edici yanı yalan söylemiyor. Oysa insan öyle mi? Çıkarı uğruna nelerden vazgeçiyor, neleri hiçe sayıyor. Aslında bir bakıma şeytan burda bir ölçü aleti gibi. İnsanın gerçek yüzünü ortaya koyunca şok oluyorsunuz.İnsan, şeytana ihtiyaç duymayacak kadar kötüdür.
Kitap hiç beklemediğiniz bir şekilde bitiyor. Sadece şunu söylemek istiyorum. Kitabın sonunda şunu hissediyorsunuz; şeytan kötüyüm diyor fakat insan kötülüğünü kutsuyor, onunla gurur duyuyor.
Beni hüzünlendiren bir kitaptı. İnsanı hüzünlendiren şey, insanın kurtuluşuna dair bir kapı arayıp bulamamak. İnsanın acizliği ve zayıflığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. İnsanın omuzlarına ağır bir sessizlik ve çaresizlik çöktürüyor.
Bence kitabın ana teması insan değişebilir ama istemez.
Keyifli okumalar dilerim..