!! SPOİLER !!
Gece Yarısı Kütüphanesi , basit bir üslupla yazılmış olmasıyla birlikte oldukça sürükleyici bir anlatıma sahiptir. Okuyucunun bakış açısını ciddi anlamda değiştirebilecek nitelikte bir eser. Baş karakter Nora’nın intihar girişiminin ardından başka bir evrene ışınlanmasını ve orada, geçmişte yaşamak istediği hayatları tek tek deneyimleme fırsatı bulmasını konu alıyor. Nora, bu farklı hayatlarda çeşitli maceralara atılsa da hiçbirinde gerçek mutluluğu yakalayamıyor. Çünkü her yaşamda mutlaka bir eksiklik ya da sorun vardır; hatta kusursuz gibi görünen bir hayatta bile mutlu olamaz. Bunun nedeni, o hayatların Nora’nın asıl hayatı olmamasıdır.
Kitap, paralel evren kavramını etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Ben bu kitabı okumadan önce kendimi çok fazla eleştirir, “Hayatta şöyle yapsaydım ne olurdu?”, “Bunu yapmasaydım hayatım nasıl olurdu?” gibi sorularla zihnimi meşgul ederdim. Elbette bunları düşünmek oldukça doğaldır; ancak bence insan “keşke”lerle yaşamamalıdır. Çünkü yaşanan kötü tecrübeler bile çoğu zaman daha iyi bir hayata hazırlıktır. İnsan, bulunduğu hayattan pişmanlık duymak yerine “iyi ki”leriyle yaşamayı öğrenmelidir ve o pişmanlıklardan ders çıkarmalıdır. Kitapta da tam olarak bu konu üstünde durulmuş. İntihara kalkışan Nora artık başka hayatı değil kendi hayatını o hayatta YAŞAMAYI istemektedir.
Bu kitap, gerçekten insanın bakış açısını genişleten ve doyumsuzluğun iyi bir sonuca götürmediğini gösteren bir eser. Milyoner olsak da, popüler olsak da hayatımızda mutlaka sıkıntılar olacaktır. En iyi hayat, şu an yaşadığımız hayattır. Çünkü hayat, an’dan ibarettir. Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig