İlk defa bir mektup roman (epistolar roman) okudum. Kitap bu anlatım biçimiyle ilerliyor ancak açıkçası yer yer anlamakta zorlandım. Bunun Japon edebiyatında daha yaygın bir anlatım olduğunu düşünüyorum.
Osamu Dazai’nin daha önce İnsanlığımı Yitirirken kitabını okumuştum. Orada da anlatıcının kendine acıyan ve şımarık tavrı dikkat çekiyordu. Pandora’nın Kutusu bu açıdan beni şaşırtmadı. Dazai’nin çoğu kitaplarında özellikle kadınlara karşı problemli bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum; kadın karakterler çoğu zaman erkeğin bunalımını taşıyan, ona hizmet eden figürler olarak kalıyor.
Kitapta bazı alıntılar hoşuma gitti ancak genel olarak çok etkilenmedim. Okumasam da çok şey kaybetmezmişim gibi hissettim.