·225 syf.····Okunma: 18 Aralık 2025 16:33 Spoiler içerir!
Gotik roman tarzını seviyorum ve bu nedenle de beğendiğim bir kitap oldu. Kendimi Sicilya Adaları’nda hissettim ve bu hissi sağlayan betimlemeleri okumak da gayet keyifliydi. Hikayeye gelecek olursak güzel bir malikanede yaşayan soylu bir ailenin gizemleri vardır. Marki, ilk eşi öldükten sonra başka bir kadın ile evlenip şatodan uzaklaşmıştır. 2 kızı Julia ve Emily ise bu şatoda kalmaktadır. Bir gün Marki eve markiz ile geri dönmeye karar verir ve oğlu Ferninand da yanındadır. Kızlara bakıcılık yapan Madam Menon ile ev halkı malikanenin batı taraflarından tuhaf sesler duymaya başlayıp korkarlar. Marki durumu Ferdinand’a büyük babasının öldürmemesi gereken birini öldürdüğü için o kişinin hayaletinin gezdiği rivayetini anlatır. Bunlar olurken Julia, Ferdinand’ın arkadaşı Hippolatus’a aşık olur. O da ona serenad yapmaya başlar. Ne var ki de eşinden başka herkes markize çekici gelmektedir ve kıskançlıkla yanıp tutuşur. Bir gün marki Julia’yı bir dük ile evlendirmeye karar verir ve Julia da düğün günü Hippolatus ile kaçar. Bunun üzerine yardım eden Ferdinand cezalandırılır. Julia ise çeşitli yerlere sığınır. Marki, dük ve adamları ne kadar ararlarsa da bulamazlar. Sonrasında Madam Menon markizi yasak aşkı ile basınca kovulmadan kendisi evi terk eder ve bir manastıra sığınır. Orada Julia ile karşılaşır. Papaz, Julia’yı korur ama rahibe olması şartını koşar. Julia, oradan da kaçar ve manastırın altındaki mağaralarda saklanır. Sonrasında evden kaçan Ferdinand onu bulur ve birlikte bir villaya sığınırlar ama yollarına devam edince haydutların eline düşerler. Hippolatus da iyileşip Julia’yı aramaya çıkar, manastıra gittiğinde Cordelia’nın yani kardeşinin ölüm haberini, Julia’nın ise orada olmadığı haberini alarak yoluna devam eder. En sonunda Julia mağaralarda gide gide şatolarının altındaki mağaralarda olduğunu anlar çünkü öz annesi ile karşılaşır. 15 yıldır tutsak edilen kadın arada Marki tarafından besleniyormuş. İyi, konuşmayı yürümeyi unutmamış ve o ışıksız yerde hastalığı iyileşmiş
Bunun gibi mantık hataları yok değildi, bence dük ile evlendirmekte neden bu kadar ısrarcı olduğunu anlamadım sonuçta bir kızı daha var.
Ayrıca Hippolatus hançeri yediğinde ölmemiş ve saklanmış ama nasıl saklanmış burası da muamma kaldı.
Ferdinand’ın da haydutların elinden nasıl kurtarıldığı es geçilmiş.
Özellikle Hippolatus’un koca Sicilya’da hatta İtalya kıyılarında yolunu kaybedip Julia’lar ile tesadüfen karşılaştığı evde bulunması nasıl bir tesadüf siz düşünün!
Finalde ise marki şüphelenip markizin onu aldattığını yakalayınca markiz markiyi zehirleyip kendi hayatına son verir. Marki ölüm döşeğindeyken oğluna her şeyi anlatır ve böylece kurtulan aile Madam Menon ile birlikte yaşamaya başlar. O da evliliğine şahit insanı bulduğu için mal varlığını geri kazanır. Mutlu son