·430 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Aralık 2025 00:03 Zamanın zihinlerimizde bıraktığı en güzel şey yaşadıklarımızdır. Duygularımızdır. Proust da bu seriyi böyle yazıyor. Enfes bir edebiyat şöleni, betimlemeler ve zamanın akışına sizi hapsederek.
Serinin ilk durağını geçtim. Seneler evvel okuduğum bir seri ama tekrardan ele almak her zaman aklımın bir köşesindeydi.
Proust, ince ince, insan ve insanın davranış biçimlerini görmeye iter sizi. Bazen görmediğimiz, görmüş gibi olduğumuz her şeyin detayını görmemizi sağlar. Çimin rengi, suyun tadı, öpücüğün hissi, havanın kokusuna kadar size anlatır. Ve siz bu betimlemelerin derinliğinde gerçek hayatın dışında gibi okursunuz kitabı.
Kitaptaki üç bölüm, bir olay dizisi olmaktan çok, insanın dünyayı algılama biçiminin evrelerini gösterir: çocuklukta duyular, Swann’da gözlem, anlatıcıda ise henüz şekillenmekte olan arzu.
Bu kitap özetlenemeyecek kadar çok ama ilk akla gelen şekilde ele alırsam, duygularımızın derinlerinde neler olduğunu, aşk denilen şey, sevdiğimiz kişiyi mi yoksa onun aklımızda oluşturduğumuz hayalini mi seviyoruz kadar derin içeriklere sahip.
Dışarıdan bakarsam herkese hitap etmeyen bir kitap, okuması uzun ve hızlı okuyamıyorsunuz. Yavaş yavaş ilerliyor. Her yerde elime alır bir kaç sayfa okurum diyemiyorsunuz, dili her ne kadar yalın ise de içi o kadar derin.
Okumak isteyenlere tavsiyemdir, ama tek kitap halinde değil tüm seri olarak okunması gerektiğini düşünüyorum, sabrı, merakı ve vakti olanlara bu edebiyat şölenine bir düş derim. Prousttan sonra diğer eserler sizi çok da tatmin etmeyecektir. Keyifli günler, okumalar.