Devlet reisi olsam, her birine zorla yirmi kitap okuturum. Köylere müfettiş gönderir, hepsini kontrol ettiririm. Zamanında okumayana fazladan bir kitap daha okuttururum. Okumayanın insanlığından şüphe ederim ben. Kaç kitap okudun sen hayatında?"
Okumamak tek başına kişisel bir tercih gibi durur; ama o tercih milyonlarca kez tekrar ediliyorsa, artık toplumsal bir aynaya dönüşür.
Çünkü kimse boşlukta okumaz ya da okumazlıktan gelmez: erişim, teşvik, örnek, zaman ve umut meselesidir bu.
Ne yalan diyim , sağdan soldan sürekli mekale , yorum, forum, wikipedia böyle bilgiye hızlı ulaşmaya odaklı bi okumam var. Tabiki bi nutuk, eski tarihin duygusunu ruhumu yansıtan kitaplar, piskolojik gelisim sağlayan farkındalık uyandıran kitaplar güzel çok azda olsa okurum. Allah a şükür bi yazı yazmaya başlasam su gibi 10 20 sayfa kafamdan hikaye uydurur yazarım yorulmasam dahada fazlası aklıma gelir.
Böyle kumabdaya iki pil takmaktan başka çözüm kapasitesi olmayan veya yüzlerce kitap okuyup insan halinden duygusundan anlamayan empati yoksunu bircok insanda gördüm. Gelişim okumaktan daha cok farkındalık ve analizle geliyor. Dünyaları okuyup ezbere yasayan biri ne görürse görsün hayal kuramadıktan sonra boş yani. Okumak çok güzel herkes okumalı ama birşey katmalıda.
Birey çevreyi taklit ederek öğrenir, ilk başta hiç okuma bilmeyen için okumamak kişisel bir tercih olamaz, çevresinde muhakkak sembolleri kullanmayı bilen ve öğreten birileri olmalıdır, bu boyuttan çevreseldir. Okumayı öğrendikten sonra okumamak bireysel tercihtir. Toplumsal sorun değildir.