·396 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Aralık 2025 19:57 Türkler ve Avrupa Gaston Gaillard
Bir Avrupalının kaleminden Türk tarihini okumak başlı başına ilgi çekiciyken, Gaston Gaillard’in bunu olayların tam merkezinde, dönemin sıcaklığıyla ve görece tarafsız bir bakışla aktarması kitabı çok daha kıymetli kılıyor. Balkanlar ve Ortadoğu uzmanı olan Fransız tarihçi Gaillard, 1921’de yayımlanan bu eserinde “Doğu Sorunu”nu ve özellikle Ermeni meselesini, Avrupa devletlerinin politik hesapları üzerinden ele alıyor.
Yazar, Ermeni sorununun temelinde insani kaygılardan çok, Rusya’nın Anadolu ve Trakya üzerinden Akdeniz’e ulaşma isteğinin yattığını savunuyor. Bu meseleyi Slav–Türk çatışmasının farklı bir yüzü olarak değerlendirirken; Osmanlı’nın sömürülmesi, Helenleşmiş Anadolu efsanesi, abartılı Ermeni nüfusu iddiaları ve Batılı devletlerin ikiyüzlü politikaları gibi pek çok konuya da cesurca değiniyor.
Kitap, kavimler göçünden başlayarak Türklerin temas ettikleri coğrafyalarla ilişkilerine, Türk devletlerinin kuruluşuna, Osmanlı’nın yükseliş ve çöküş dönemine ve 20. yüzyıl Türkiye’sine kadar uzanan geniş bir tarihsel çerçeve sunuyor. Gazeteler, antlaşmalar, raporlar ve dönemin önemli isimlerinin görüşleriyle desteklenen anlatım, oldukça yoğun bir dönemi şaşırtıcı şekilde akıcı ve sade bir dille aktarıyor.
Tarih bilgisi çok güçlü olmayan bir okur olarak bile kitabı büyük bir merakla okudum. Bu kadar uzun ve karmaşık bir sürecin sıkmadan anlatılması bence büyük bir başarı. En sevdiğim yönü ise yazarın, bir yabancı olmasına rağmen hem kendi milletini hem de Türkleri eleştirmekten geri durmaması ve zıt görüşlere aynı yerde yer verebilmesi oldu.
Gaillard, Türklerin dünya tarihindeki önemini vurgularken Avrupalı devletlerin Türklere ve Osmanlı’ya bakışını da açıkça ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir tarih kitabı değil; aynı zamanda “tarih yapılırken yazılmış bir belge” niteliği taşıyor.
Kaynaklara dayalı anlatımı, mektuplar ve hikâyelerle canlı tutulan akışı ve sorgulamaya teşvik eden yaklaşımıyla kitap, okuru düşünmeye ve araştırmaya yönlendiriyor. Çevirinin akıcılığı da okuma keyfini ciddi anlamda artırmış.
Tarihe ilgi duyan, farklı bir bakış açısıyla Türk Avrupa ilişkilerini okumak isteyen herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğim, dolu dolu bir eserdi.