"Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu..."
Bu alıntı kitabın bir özeti gibidir. Kitabın her sayfasına bi zehir gibi yayılıp ansızın ortaya çıkıyor alıntımız. Kitap; Doktor Manette, kızı Lucie ve kızının eşi Darney etrafında kurulmakta. Kitabın dönemi Fransız Devrimi.. İki şehrin hikayesi olarak bahsedilen ise; Fransa ve İngiltere yada bunu Paris ve Londro olarak da düşünebilirsiniz. Kitap o dönemlerde yaşananları anlatmak için yazılmış ve bunu bir çok yerde anlayabiliyorsunuz. Çok fazla hatta insanlığını sorgulatacak türden adaletsizlik, vahşet, acımasızlık yer alıyor. Öyle bi raddeye geldim ki kitabı okurken bu sıkılmak mıdır yoksa bunların gerçekte yaşanmış olduğunu bilmenin verdiği duygulardan mıdır bilmiyorum ama okumaktan yorulduğumu söyleyebilirim. Dönemin yöneticilerinin tavırları, insanların açlığı, insafsızca yargılanıp giyotin masasına götürülüp buna alkış tutan insanlar ve giyotinin çok gerekli olduğunu savunup günde 120 insanın ölmesini az bulmaları, kendi kafalarına göre bi yargı sistemi kurup, kanıtlar ve tanıklar oluşturup suçsuz insanların hayatlarının mahvolmuşu... Ve daha nicesi kitapta yer alıyor. Dönemin dehşeti bütün gerçekliği ile sunulmuş. O dönemleri merak edenlerin okuması gereken bir kitap bana göre fakat herkes okuyabilir mi? Hayır.