Yani şunu kesinlikle söyleyebilirim ki hikayenin uzun soluklu olması beni çok mutlu ediyor. Çeşit çeşit karakterler görmekte bence kesinlikle okunabilir zenginlik vaat ediyor bunu da seviyorum. Ayrıca Nazlı ve bora karakterlerinin kesinlik bir de böyle tartışmalı bir ilişkisinin olması da bence sonuçta bulundukları dünya itibariyle oluşturulan evren itibariyle o kavgalı halleri oldukça doğal ama yani bazen durup uzun uzun soluklar almama sebep olan tripleri var Nazlı’nın ve gerçekten artık dayanamıyorum yani yalvarırım dur Nazlı diyorum lütfen dur. Ama yok kız inatla bir trip kolik gibi trip atıyor yani attığı yerlerde haklı olsa sonuna kadar arkasında duracağım yani içiyor içiyor trip atıyor hani o kadar çok içiyor ki kız nasıl siroz olmadı anlayamadım zaten ama o kadar içiyor içiyor ve beni sevmiyor musun tribi atıyor ki abi atman gereken başka yerlerde var ya hani seni çalıştırmıyor ya hani sana diyor ya sürekli okuluna özen göstermelisin okula gitmelisin ama okula gidemiyorsun senin öyle bir duruma soktu ki okula gidemiyorsun okulunu bitiremiyorsun ayrıca tamam müfredata uy ve okulu bitir zırvası okuyor sana ve sen de diyorsun ki hayır benim kendi kafamda oluşturduğum formüllerin var kesinlikle saygı duyuyorum muhteşem bir idealist öğrenci duruşu. Ama Nazlıcığım yani of biraz durup bir soluklanmak gerekiyor yani yorumu yazarken durmam gerektiğini bildiğim için ve her şeyi de yazarken unutabilecek ihtimali olduğu için word'de dikteyi kullanarak yazıyorum yorumu yani o kadar büyük bir olay bu hikaye benim için. Zaten ben 89. bölüm furyasından etkilenenlerden biri olduğum için oturdum ve bu hikayeyi okudum kesinlikle yani şöyle söyleyebilirim ben şunu kesinlikle seviyorum bu çok tartışılıyor işte çok fazla karakter var onların da hikayelerini giriliyor falan diye ama ben böyle şeylere bayılırım ben buna bayılırım dizi izlerken nefret ederim ama okurken çok severim yan karakterlerin hikayelerini okumaya. Nazlı’nın yalnızlığından ve sevgisizlikten çok sevdiği insanlar için ona buna sataşması olayına da okeyim onu da seviyorum o da güzel hani mesela gerçi ilerleyen kısımlarda oluyor ama Gökhan için Aydın’la tartışıyor ya mesela Gökhan’a çünkü değer veriyor otururken mesela Gökhan’ı özlediğini fark ediyor falan bunun daha iyi anladığını düşünüyor ve onun hikayesine de değiniliyor bence bunlar güzel kesinlikle sevdim yerinde yani ben sevdim bana hitap etti bu kadar. Ancak ya of dönüyorum aynı yere geliyorum ama çünkü dönüyoruz Nazlı da aynı yere geliyor.
Yani Boraya hak vereceğim aklıma hiç gelmezdi çünkü ilk kitapta olayların ilk başladığı yerde zaten bence çok yanlış bir iletişim vardı. yani boranın durumuna bakarsan bir mafya ve dolandırıldığını fark ediyor ve zaten bir mafyadan ne beklenebilir başlığı altında kabul görülebiliyor isa bilemiycem ama bu bir ilişkiye döküldüğünde adam ikinci kitapta mı ne özür diledi yani ondan özür dilemedi de bir de böyle bir şeyi var gel gitleri var halleri var sürekli bir regl hali var yani böyle işte ben gidene dur demem edebiyatı abi niye dur demiyorsun ya senin böyle bi ihtiyacın var farkında mısın senin bu herife ihtiyacın var olmasa neyse ama ihtiyacın var niye böyle bi hal ha bir de bu var bora karabey her şeyi halleder abi halle edemiyorsun ama yani ya şöyle bir şey var insanız sen çok zeki ileri görüşlü falan olmuş olabilirsin ama hani bu işleri halledecek insanlar var sen aynı anda 500 yerde olamazsın ki senin 5.000 tanede düşmanın var zaten mecburen gökhan'ın olması lazım birazcık da Gökhan’ın tercihlerine saygı duysan be ha ay. Durdum bir soluklandım neyse yazıcam yani daha söyleyeceğim çok şey var da dur bakayım bir düşüneyim ne işte bence Nazlı şurada çok haklı işte hande'ye nazlı'nın hayali olan görevi veriyor ama nazlı'ya sen çalışamazsın okulunu bitirirsen anca çalışabilirsin edebiyatı yapıyor bora ve Nazlı diyor ki yani ben ya bu benim hayalimdi hani ben hiçbir zaman bir şirkette çalışmayı hayal etmedim ama herkese matematik anlatmak benim hayalimdi öğretmen olmak hayalim değildi ama o bilgiyi aktarmak bunun hazzını yaşamak benim hayalimdi diyor kız hiçbir zaman da çok büyük para derdim olmadı diyor bunu anlayışla karşılıyorsun öyle söylüyorsun yani hayran kalıyorsun kıza. Ama işte kız ya ben çalışmak istiyorum dediğinde ama ondan sonra dönüp diyorsun ki çalışırken seni koruyamaz ya of. Ne desem boşa sıkıyor muşum gibime geliyor o yüzden de yani ne bileyim… bir durdum da artık ne desem ne yapsam hiç bilemiyorum valla öfke her tarafın da öfke yani arıca zaten anıl da beni ayrı sinir etti hadi ondanda üçüncü kitabın yorumunda bahsedeyim hadi onu da üçüncü kitaba bırakayım ama ciddi ciddi durdum ve bu bu neden iyileşti ya dedim yani bu niye iyileşti ne gereği vardı ki şimdi??? Son olarak şunu söyleyebilirim ki anıl ve nazlı'nın tripli halleri Boranın da sürekli öf işte ben ağır abiyim bana giden geri gelemez halleri kurguyu ilerletmiyor ve geriye çekiyor yazarın çok güzel yakaladığı yerleri kesinlikle var ki bu yüzden okumaya devam ediyorum ama bu haller de beni iyi yıldırdı yani.