Gönderi

DAMDA
Hoca çıkmış, dam aktarırmış damda. Kapı çalınmış bir an. Eğilmiş bakmış; bir adam. Adam da ne üst ne baş, perişan. Merak etmiş, sormuş: — Kimi istedin? — Seni hocam, biraz aşağıya in. — İyi ama ağam, işim acele. — Ne söyleyeceksen oradan söyle. — Bir ricam var senden, küçük bir ricam. Aşağıya insen ne olur hocam? — Herhalde iş mühim, anlamak gerek. Bakalım neymiş muradı? diyerek takım taklavatı bırakıp dama, inmiş 41 basamak merdiveni. Açarak kapıyı sormuş adama: — Söyle, ne var, niçin indirdin beni? Adam demiş ki: — Hocam, ne olursun, Allah kazadan beladan korusun, dert verip derman aratmasın Rabbim. Sevaptır, bir sadaka ver, fakirim. Bu lafları duyunca deliye dönmüş hoca: — Taa damlardan inişine mi yansın, yarıda kalan işine mi yansın? Ama hoca bu, kurnaz. — Hele yukarı gel benimle biraz, üst tarafını orada söylersin. Varınca ikisi de nefes nefese dama, hoca dönmüş adama, demiş ki: — Allah versin. Nasrettin Hoca Hikâyeleri Orhan Veli Kanık
Fıkra
·
8 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.