Hocanın güzel bir kuzusu varmış. Hani ahbaplık bu ya, bütün dostları göz koymuş kuzuya. Kesmek için bir fırsat ararlarmış. Hocaya gelmiş demişler ki bir gün:
— Hoca, yarın öbür gün kıyamet kopacakmış.
Hoca dalgayı çakmış ama bozuntuya vermemiş yine. Cümlesini bırakmış hallerine. Onlar demiş:
— E madem ki gün sayılı, e ne diye tadını çıkarmamalı, gel şu kuzuyu keselim yiyelim, bari şu son günü gün eyleyelim.
Kesmişler kuzuyu; gitmişler kıra, güle oynaya, bağıra çağıra. Talihlerine de güzel bir günmüş. Hepsi orada soyunmuş, dökünmüş. Göle gidip suya gireceklermiş. Elbiselerini hoca beklermiş.
Onlar yokken hoca elbiseleri toplayıp, bir güzel ateşe atmış. Aleviyle de kuzuyu kızartmış. Göldekiler dönmüş gerisin geri, esvaplarını sormuşlar hocaya. Hoca topunu alarak alaya:
— Ben, demiş, onları ateşe attım. Aleviyle de kuzuyu kızarttım. Hem esvabın var mı artık lüzumu? Yarın sabah kıyamet kopmuyor mu?Nasrettin Hoca HikâyeleriOrhan Veli Kanık