8/10
·740 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
354 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 14:55
Demorkrat Parti'nin meclis seçimlerini kazanması ve neticesinde Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının ve dolayısıyla tek partili siyasi dönemin sona erdiği 1950 seçimleriyle başlayıp 27 Mayıs 1960 darbesiyle sona eren devir anlatılıyor eserde... Kitapta, siyasi ve ekonomik gelişmeler, işçi hareketleri, köyden kente göçün başlaması, CHP ve DP arasındaki sert çekişme, soğuk savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye'nin dış politikası, NATO'ya giriş süreci, Kore Savaşı'na asker gönderilmesi gibi döneme damga vuran olay ve durumlara yer verilmiştir. Demokrat Parti kendisini Amerika'daki Demokrat Parti'ye benzeterek, Menderes'in deyimiyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin iki parmak solunda konumlandırmıştır. Fakat 1950'de iktidara gelmesi akabinde ekonomide ve dinde liberalleşmeye yönelik adımlar atmış, CHP tarafından kabul edilen katı laiklik anlayışını ılımlı hale getirmiştir. Demokrat Parti iktidar süresi boyunca gerek Sovyet tehlikesi ve talepleri nedeniyle güvenlik amaçlı, gerekse de ekonomik ve askeri nitelikli hibe ve kredilerin alınması için ABD ile ilişkileri sıcak tutmaya çaba göstermiştir. Bu bağlamda, Kore Savaşı'na ilk asker gönderen Birleşmiş Milletler üyesi devlet olması, ülkemizde ABD ve NATO üslerinin konumlanmasına onay verilmesi, anti-komunizmin en geçerli akım olması gibi gelişmeler bu anlayışın göstergeleri arasındadır. Bayar'ın 'Bu kış komunizm gelebilir' şeklindeki ifadesi meşhurdur. ABD ile yakınlaşan ilişkiler neticesinde komunizme ve ülke içindeki uzantılarına karşı sert tedbirler alınmıştır. İktidarının başlangıç yıllarında dini alanda özgürlükler getiren, ezanın Arapça okunmasınının yolunu açan, ilkokul ve ortaokul'da din derslerini zorunlu hale getiren, ilahiyat fakültesi açan Demokrat Parti, ilerleyen yıllarda oy oranlarının azalmasıyla birlikte dini istismar etmeye, siyasete alet etmeye başlamıştır. Netice itibarıyla CHP'nin iki parmak solunda siyasi hayatına başlayan DP, merkez sağ parti anlayışını benimseyerek yoluna devam etmiştir. Diğer yandan Atatürk'e ve cumhuriyet ilkelerine karşı bir parti olmadığını göstermek için Nutuk'u basılı hale getirmiş, Anıtkabir'in inşaatını tamamlayarak, ulu önderin naaşını Anıtkabir'e nakletmiş, Atatürk'ü Koruma Kanunu'nu çıkarmıştır. Menderes'in milliyetçi muhafazakar çevrelere yakın durması neticesinde irticai akımlar ve İslamcılık uyanmaya başlamıştır. Necip Fazıl, Menderes'e hitaben 'Ol ki, 120 yıldır olamayan olsun' şeklindeki hitabı ile Tanzimat Fermanı ile başlayan Batılılaşma sürecinin tersine çevirlmesi kastedilmektedir. Yine aynı dönemde Türkçülük ideolojisi etkisi ve önemini yitirirken milliyetçi muhafazakar terkib oluşmaya başlamıştır toplum içinde... Amerikan yardımlarının azalması ve İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik canlanmanın etkisinin azalmasıyla birlikte ülke sathında ekonomik sıkıntılar baş göstermeye başlamış, muhalefet ve toplumsal tepkiler yükselmeye başlamıştır. Bu durum özgürleşme vaatleriyle başa gelen 'Demokrat Parti'nin muhalefet, basın, üniversiteler, yargı çevreleri ve diğer güç odakları üzerindeki baskısını arttırmış, tutuklamalar, idari tedbiler yaşanmaya başlamıştır. Neticesinde artan toplumsal ve siyasi gerginlik 27 Mayıs'a giden yolu açmıştır. Bu dönemde tarımda makineleşmenin etkisi yanı sıra çiftçiyi topraklandırma gibi hareketlerin netice üretememesi sebebiyle köyden kente göç başlamış, sınıf yapılarının temeli atılmıştır. Yine bu dönemde çok partili hayata geçiş, radyonun ve basılı yayının evlere girmeye başlaması, kent nüfusunun artışı ile birlikte siyaset belirli bir elit sıınıfın meşgalesi olmaktan çıkıp tabana yayılmıştır. Genel itibarıyla günümüzdeki siyaset, toplumsal ve ekonomik düzeninin şeklini veren bir dönem olmuştur.
Türkiye'nin 1950'li YıllarıMete K. Kaynar · İletişim Yayıncılık · 201575 okunma
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.