Hocanın karısı hocaya gelir, der ki:
— İnan olsun sabrım tükendi, şu çocuğa bir baksana efendi. Ne uyumak bilir, ne susmak bilir. Nefes mi edeceksin, muska mı yazacaksın? Bıktım, usandım artık. Vallahi canı çıksın!
— Aman tövbe de karı, bela okumaya başlama yine. Al bakayım şu kitabı eline. Git çocuğun önünde açıver yaprakları.
— Ayy adoslar, hiç insaf var mı şunda? Ben kendi derdimdeyim, o işin alayında.
— Allah Allah! Dinlesene beni bir. Herhalde benim de bir bildiğim var. Doğrusu tuhaf millet şu kadınlar.
— Peki, dinledim, getir.
— Hayret, çocuğun uykusuzluğuna kitap bire bir gelir. Karısı şaşar kalır buna:
— Hocaa, der, uyudu. Acaba neden?
— Pek karıştırma onun orasını. Bu kitabın uyutma hassasını camiden bilirim ben. Bazen ondan halka ders veririm de, uyumadık insan kalmaz camide.
Nasrettin Hoca HikâyeleriOrhan Veli Kanık