Bir gün bir adam, elinde bir mektup, der ki hocayı tutup:
— Hocam zahmet ya sana, şu mektubu bana bir okusana.
Açar bakar ki hoca, mektup baştan sona kadar Arapça. Şöyle bir iki evirir, çevirir, söktüremez, çaresiz geri verir. Der ki:
— Başkasına okut bunu sen.
Adam şaşırır:
— Neden?
— Türkçe değil bu mektup, okuyamam.
Yine anlamaz adam, hocanın okuması yok zanneder.
— Ayıp hoca, ayıp, der. Benden utanmıyorsan, şundan utan, şu başındaki koca kavuğundan.
Hoca kavuğu çıkartıp uzatır. Sonra:
— Madem ki, der, iş kavuktadır, hadi benim düdüğüm, giy de şunu, kendin oku bakalım mektubunu.
Nasrettin Hoca HikâyeleriOrhan Veli Kanık