Herkese Merhaba
Bugün sizlere İbrahim Durmaz kaleminden Geçmişin Parmak İzleri kitabının yorumu ile geldim
Aralık ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 265 sayfalık bir kitap
"Ben yitik bir çağ, kaybolmuş bir ruhtum..."
•Kitap, 10 Aralık 1982'de bir cezaevi koğuşunun rutubetli sessizliğinde açılıyor. 28 yaşında, bir polis memurunu öldürmek suçundan idamla yargılanan Mahir’in; hücresinde geçmişin kilitli odaları aralamasına, yarım kalmış şiirlere tanıklık ediyoruz. Henüz 2 yaşında bir sokağa bırakılmış, ömrünün 16 yılını yetimhanenin gri duvarları arasında "anne" demeye hasret geçirmiş, hayal kırıklıklarıyla örülü bir ruh.
Müzeyyen: Mahir’in lise aşkı. Ancak onun hikâyesi çok daha sarsıcı: İstemeyerek evlendirilen, içindeki sessizlikle kavga ederek direnen bir kadın... "Seninle değil, senin bana bıraktığın izlerle yaşadım," diyecek kadar vakur ve yaralı.
Gardiyan Ekrem: Tıpkı Mahir gibi tükenmiş umutları olan, çok kırıldığı için susmayı seçen, o ağır sessizliğinde yorgun bir geçmiş taşıyan ve belki de Mahir’i en iyi anlayan kişi.
•Eser, 12 Eylül 1980 sabahının yarattığı "dönüşümsüz yıkımı" öyle sarsıcı bir dille aktarıyor ki toplumsal bir dönemin bireysel ruhlardaki enkazın ve yalnızlığın gerçeği kitabın her satırına sinmiş. Her insanın göğsünde, sessiz bir kadere zincirli gizli bir "idam saati" taşıdığını ve ne zaman ölürsek ölelim bir şeylerin hep yarım kalacağını anlayacağınız bir eser.
İlk sayfadan itibaren beni içine çeken sarsıcı bir eserdi. Ben okurken çok etkilendim, sizin de kalbinizde o silinmez izleri bırakacağına eminim.
Yazarımızın kalemine sağlık
Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz
Okumayı ihmal etmeyin
im t u b i s ʚĭɞ