TANRIÇANIN SERZENİŞİ
Bir tanrıçanın fısıltısı değil bu…
Yüzyıllardır biriken bir serzeniş.
Tanrıçanın Serzenişi, tek bir hikâye anlatmıyor.
Bu kitap; farklı coğrafyalarda, farklı dillerde ama aynı suskunlukta yaşayan kadınların ortak hafızası.
9 ülke…
9 kadın…
Ve her biri, kendi kaderini yazmaya çalışan birer tanrıça.
Finlandiya’nın sessizliğinden Kore’nin disiplinine,
Türkiye’nin çelişkilerinden İran’ın sınırlarına,
Sri Lanka’dan Kazakistan’a uzanan bu anlatılar;
kadının yalnızca güçlü olmak zorunda bırakıldığı değil,
yorulmasına da izin verilmediği bir dünyayı gözler önüne seriyor.
Bu öykülerde:
— Bastırılmış hayaller var.
— Görmezden gelinen acılar var.
— Ama en çok da suskunluğun içinden filizlenen bir direnç var.
Yazar, kadınları kahramanlaştırmadan anlatıyor.
Onları oldukları gibi bırakıyor:
Kırılgan, öfkeli, umutlu, korkmuş…
Ve tam da bu yüzden gerçek.
Tanrıçanın Serzenişi,
“Kadın olmak nedir?” sorusuna cevap aramıyor;
okuru bu soruyla yüzleşmeye zorluyor.
Bu kitap,
— Kendini geç kalmış hissedenlere,
— Sesini kısmak zorunda kalanlara,
— Gücünü hatırlamak isteyenlere…
Çünkü bazen bir kitap,
bir başkasının hikâyesiyle kendi yarana dokunur.