·384 syf.····Okunma: 24 Aralık 2025 00:21 Kitabın ilk bölümleri açıkçası okunmayacak gibi hissettirdi ama ilerledikçe anlatım toparlandı ve daha akıcı hâle geldi. Bir noktadan sonra kitap, kenarından köşesinden de olsa kendini okutmayı başardı. Genel olarak çerezlik bir okuma deneyimi sundu. WLW ya da LGBT+ ilişkisi üzerine kurulu olmasaydı, heteroseksüel bir ilişki anlatılsaydı muhtemelen okumazdım.
(Spoiler içerebilir)
İlişki dinamikleri hoştu. Yazarın fantastik bir evren yaratma isteği ve çabası da beğenilesiydi. Her ne kadar bu evren beni tam anlamıyla içine çekemese de, temel fikir olarak ilgi çekiciydi. Ancak fantastik evren içerisinde gerçekliğin bu denli yok sayılması bana mantıksız geldi. Örneğin, 19. yüzyıl benzeri bir atmosferde LGBT+ ilişkilerin ve evliliklerin son derece normal ve tepkisiz karşılanması, buna karşın dövme yaptırmanın büyük bir tepkiyle karşılanması ciddi bir tutarsızlık yaratıyor. Bu durum, okur olarak benim gerçeklik algımı zedeliyor.
Kül cadısı, bal cadısı ve savaş teması gibi güçlü unsurlar olmasına rağmen olayların çoğunun oldu bittiye getirilmesi ağızda ekşi bir tat bırakıyor. Lanet meselesi tam anlamıyla işlenemiyor. “E kitabı buldun kızım, o zaman deneseydin” dedirtecek noktalar var; buna rağmen Versa’nın anlaşmasına bu kadar hızlı ve sorgusuz sıcak bakılması yine aceleye getirilmiş hissettiriyor.
August’un Frankie ile ruh eşi olacağı kitap boyunca zaten tahmin ediliyordu, ancak buna rağmen sürecin bu kadar zorlamayla ve ani ilerlemesi — özellikle hemen evlilik fikrinin ortaya atılması — pek ikna edici değil. Üstelik bu evliliğin kimse tarafından garip karşılanmaması, kadınların dövme yaptırması hâlinde cezalandırıldığı bir düzende evliliklerinin son derece normal kabul edilmesi, evrenin kendi iç kurallarına ters düşüyor ve ciddi bir mantık boşluğu yaratıyor.