Llosa’nın şu ana kadar okuduğum her kitabını çok sevdim. Ama en çok “Katedralde Sohbet”di. Şimdi birde “Julia Teyze” de eklendi.
Llosa’nın en hafif kitabı derken bile bir yutkunuyorum, zira en hafif derken insan kitabı basit bir anlatıdan ibaretmiş gibi düşünebiliyor. Aksine kitap hem otobiyografi hem de kurgu türü olarak iki sınıfa da dahil edilebiliyor. Nasıl mı ? Tek sayılı bölümlerde birinci tekil şahıs, yani Llosa’dan kesitler okurken; çift sayılı bölümlerde ise Pedro Camacho’nun ,nam-ı diğer “yazıcının”, öykülerini okuyoruz. Kurgu olan kısımlar Pedro Camacho’nun o eşsiz radyo dizilerine haline gelen öyküleri.
Llosa, Miraflores’te büyükebeveynlerinin yanında hukuk okuyan 18 yaşındaki genç bir delikanlıdır. Aynı zamanda da Radio Panamericana’da haber müdürlüğü yapmaktadır. Çalıştığı radyoya Pedro Camacho adında ünlü bir dizi yazarı katılır. Vargitas ile ilginç bir adam olan Pedro arasındaki ilişki günden güne gelişir. Aynı zamanda da Vargitas’ın uzaktan akrabası olan Julia teyze de boşanmış bir kadın olarak Lima’ya gelir. Vargitas için bu iki kişi büyük önem arz etmeye başlar. Vargitas ile Julia teyze arasındaki ilişki hiç de bahsedildiği gibi teyze olarak kalmaz ve aralarında bir sevgililik oluşur. Bundan sonrasını anlatarak spoiler vermek olmaz diyerek burada kalıyorum.
Kitabın sonlarına doğru beklenmedik gelişmeler ile son derece şaşırırken Llosa’ya da kızmadan geçemedim.
Kalemi güçlü yazarların kitaplarını okumak büyük bir keyif. Llosa kesinlikle her okurun tanışması gereken bir yazar.
İlk ne okuyayım derseniz “Kent ve Köpekler”. Sonra da “Julia Teyze” neden olmasın. Hem akıcı hem merak uyandırıcı. Hem de Llosa okuyanlar anlar ki olay örgüsü sarmal değil; düz ilerliyor. Llosa kalemi için şaşırtıcı bir durum. Sanırım bu sebeple de ‘light’ kitabı olarak düşünülüyor.
Ayrıca farklı farklı öykülerin bir yandan da akıcı bir olay örgüsü ile beraber işlendiği bu tarz özgün bir kitap daha okumak isterseniz hemen Italo Calvino “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” .
Yazılış tarzlarını benzeteceksiniz.