Son dönemlerin belki de en etkili spirüel yazarlardan biri Sevgili Echart olmuştur. Kitabın genel muhtevası ise 'anı yaşamak'tır. Ne geçmişe ne de geleceğe odaklanmamak içinde bulunduğumuz an ne ise ve neyi gerektiriyorsa ona göre yaşamak ve davranmak. Tolle'a göre gerçek olan durum an'dan ibarettir. Dolayısıyla an'dan uzaklaşmak aslında gerçekliklerden de uzaklaşmak anlamına gelir. Hal böyle olunca bu durum zaman içerisinde insanın bilişsel dünyasında sıkıntılara sebebiyet vermektedir. Kişi kendini seviyorsa gerçekliğine dönmeli dolayısıyla ana odaklanıp öyle yaşamalıdır.
Tolle geçmişin ve geleceğin olmadığını da savunur. Buna katılmak güç olsa bile kitabın bitiminde okuyucu da benim gibi Tolle'a hak verecektir diye düşünüyorum . Kendim üzerimde yaptığım gözlemlerden dolayı geçmişin gerçekten te geçmişte kaldığı durumudur. Geçmişle ne kadar uğraşsam bile değiştirebileceğim bir şeyin olmadığının tekrar farkına vardım. Gelecek ise ismi üzerinde henüz var olmamış, var olması muhtemel bir zaman sonuçta. Gelecek düşüncesinden sıyrılmak elbette geçmişi düşünmekten daha zordur. Netice itibariyle insan plan yapabilen bir organizma ve bilinç sahibi . Tolle geleceğin de kurgudan ibaret olduğunu dile getirir. Bu sözü niçin nasıl dile getirdiğini tam anlayamadım açıkçası. Fakat şu da bir gerçek ki geleceğe yönelik yapmış olduğumuz tüm planlar gerçekten de kurgudan ibaret. Aramızdan kaç kişi geleceği düşündüğü gibi geleceği yakalamıştır ki . Her zaman istisnasız bir şekilde sorunlar baş gösterir illa ki diye düşünüyorum. Böylesi bir durumda geleceğin de kurgudan olduğunu dile getirip yazara katılmakta sorun yoktur diye düşünüyorum.
Tolle geçmiş ve gelecekte kalmanın insan üzerinde ciddi etkilerinin olduğunu dile getirir . Bu etkiler kaygı, stres, acı, doyumsuzluk,tatminsizlik, dışssallaşma, toplumdan izole olma gibi gibi durumlardır. Arkadaşlarla balığa gidiyoruz . Bu etkinlik normalde güzel bir etkinlik olsa gerek balık tayfası için . Fakat o ortamda iken kişi anın tadını çıkarmayıp arkadaşlarıyla gülüp eğlenmiyor ve gelecek ile geçmişi düşünüyorsa demek ki ortada tatminsizlik,acı ya da başka olumsuz bir durum vardır.
Eserde zihin ve ego kavramları, aşırı derecede üzerinde durulan kavramlar. Zihin ve ego bildiğiniz düşman olarak ele alınmıştır. Ya bu nefs dediğimiz ego gerçek manada çok şeye kadir sanki. Bu ego var ya bu ego cidden insanı mahveden bir durum . Kıymetli değerlerimiz olan atalarımız dahi ego ya da nefsin arzularına uymanın insanı helak ettiğini dile getirmiştir. Ego yaşamı anlamsız kılar ve kişiyi sürekli tetikte bekletir. Sürekli ben ben ben demekle başkalarını görmemek ve kendini de ulaşılmaz bi yere konumlandırma anlamına gelmekte. Hayatın tabii akışı bu şekilde kendi etrafımızda döndüğü için hayatın kendisini değil de kendimizi görüyoruz sadece. İnanın bana sadece kendine bakan kişi en kördür. Tolle egonun an'dan ziyade sadece ve sadece geçmişe ve geleceğe yönelik olduğunu dile getirir. Buna pek katılmıyorum sanırım. Çünkü an içinde de sanırım kendimizi bazen şişirmeyi seviyoruz . Bence bu ego her zaman ve her yerde.
Tolle an'dan uzaklaştıkça olumsuz duyguların peşimizi bırakmayacağını dile getirir. İşte bu olumsuzluklar birikir birikir ve ' acı bedenine' dönüşür. Acı bedeni kavramını okuyunca aklıma asketizm geldi . Acıdan zevk almak . Sufilik öğretisinde de asketizm vardır. Bi an için acaba aynı şeyden mi bahsediyorlar diye düşündüm lakin durumlar biraz farklı. Sufilikteki asketizmden dolayı sufi şikayetçi değildir. Bizzat bunda zevk alıyordur ve bu acının mükafatı cennet ya da Tanrı'nın kendisidir . Tolle' un bahsettiği acı bedeninde ise kişi bu acıdan dolayı zevk almaz. Belli bir amacı da yoktur. Ve bu acı bedeni çoğunlukla bilişsel değil bilinçdışı ya da bilinçaltında vuku bulur. Hal böyle olunca insan karamsar olur tabi. Beraberinde sürekli bir üzüntü hali ve bilinmeyen bir suçluluk da başgösterebilir . Modern psikiyatr servislerinde şu anda en çok görülen vakalardan biri de anksiyetedir . Hah işte bu acı bedeni anksiyeteye sebep oluyor ya da anksiyeteyi tetikliyor. Anksiyete kavramına baktığımız zaman da nedeni belli olmayan kaygı ve korkuyu görüyoruz. E zaten bilinçaltı ya da bilinçdışına da kolayca ulaşamadığımız için Tolle burda haklı sanırım.
Tolle tüm bunlardan muzdarip olan bireyin yapması gerektiği ilk şeyin farkındalık olduğunu söyler. Bilinçaltında olan şeyler senin huzurunu bozuyorsa huzurunu bozan şeyi bilince getir der. Kaçak dövüşen bir düşmana karşı galip gelmek zordur çünkü . Erkeksen çık karşıma dercesine acı bedeninin bilince taşınması gerektiğini dile getirir. Wala bence çok iyi taktik. Ama bu öyle basit olmasa gerek. Kişi bunun için inzivaya bile çekilebilir. Hade çık karşıma demekle zaten kaçak dövüşen düşmanı karşına getiremezsin ya . Sabır lazım metanet lazım dirayet ve azim lazım. Hemen pes etmemek gerekir. Aksi halde üzüntü de devam eder kıskançlık da devam eder kendini suçlama da.
Şimdi biz bunun farkına vardık ya. Tolle bu sefer durumu kabullenmemizi ister. Olanı olduğu gibi kabullenmek. Ne olursan ol yine gel ya da sana vurana diğer yanağını göster tarzı bir kabullenme gibi bişey . Kişi kabullenme aşamasında asıl zorluğu çeker. Ego burda o kadar muazzam ölçüde devreye girer ki sen misin bunu kabul eder der bize. Sen ki sultanlar sultanı düşüncelerin efendisi bilmem neyin ustası der ve seni kabullenmeden uzaklaştırmaya çalışır. E kabul edelim ki çoğu zaman da başarır . Başarmıştır da . İçimizdeki çocuğa bir soralım. En son ne zaman haksız olduğumuzu dile getirdik. Kendi kendimize hatalı olduğumuzu dile getirsek bile başkalarının karşısında neredeyse hiç hatalı olduğumuzu kabul etmiyoruz. Sürekli bir savunma halinde değil miyiz. Başkalarının karşısında Sürekli savunma halinde olmasak bile kendi içimizde geçmiş ve geleceğe yönelik Sürekli savunma halindeyiz. İşte ben buna mükemmelliyetçilik derim . Ya bir insan, insanın noksan olduğunu bile bile hala kendini sürekli düzeyde savunmaya çalışması fıtrata ve doğaya aykırıdır . Ki insanın kendisi bizzat doğaya aykırıdır. Doğadan olup doğaya aykırı olan yegane varlık biziz . Tolle farkındalık içinde olup an'a odaklanmamız gerektiğini savunur bu yüzden.
Tolle eğer bunu başarırsak asıl yaşamayı da yakalayanileceğimizi dile getirir. Sigarayı bırakan kişinin nefes almayı yeniden deneyimledim demesi gibi . Biz de o zaman gerçek anlamda yaşadığımızı hissedecez . Bu şekilde bilinçli bir ego ortaya çıkar. Kişi kendisiyle barışık olur. Bedeni olumlu duygulara tepkisel olarak bedensel hastalıklardan arınır. Ve manevi yapımız da bu şekilde güçlenir.
Ne dersiniz... meditasyon yapmaya başlayalım mı
Güzel kitaptı. İyi okumalar dilerim.
Esenlikle ....