·234 syf.····Okunma: 23 Aralık 2025 15:15 Yazarın 4 veya 5. kitabı bu okuduğum. Fakir Baykurt gibi Köy Enstitüleri kuşağından olduğu için genel olarak köyü ve köylüyü, işçiyi anlatıyor kitaplarında. Bu kitapta da İç Anadolu ‘nun çorak bir köyüne çoban duran Çoban Musa’nın öyküsünü görüyoruz. Sürükleyici ve okuması zevkli bir kitap. Musa’nın, sürünün sahibi Köşker Mehmet Ağa’ya verdiği sözü yememek için köyün diğer zengini Emin Ağa’nın çobanları Uzun Ahmet ve Şaşı Rıza ile kırlarda verdiği mücadeleyi konu ediyor. Musa, yeri geliyor dayak yiyor, yeri geliyor sürüden keçisi çalınıyor. Türlü saldırılarla mücadele ediyor. Yanında küçük çırağından başka duranı bulamıyor. Söz verdiği Köşker’in durumu kötü olduğu için sürüyü bırakıp da gidemiyor. Kitabın özetini, Köşker’in karısının söylediği “Her şeyi sana emanet ettik. Sütüne kalmış.” Sözü oluşturuyor. Burada çoban Musa aslında diğer çobanlara da çok güzel bir çağrıda bulunuyor. “Hepimiz bu ağaların ırgatıyız. Bunların çıkarları için birbirimizi yemeyelim. Birlik olalım.” diyor ama diğerlerinden bir dönüş göremiyor. Hep düşmanca davranışlarla karşılanıyor. Köyün muhtarı da zaten klasik olarak onların adamı. Olayları örtpas edip bununla uğraşıyor. Yani sözün özü şu ki siz birlik olup beraberce hareket etmedikçe bu ağalar sizleri piyon gibi kullanıp birbirinize kırdırmaya devam edecekler. Gerçeği görenlerden olmak dileğiyle…