Gönderi

Hayal kurmak güzel de. Ya sonra ? youtube.com/watch?v=dFpS-RA... Tüm yaralı ruhlara gelsin. İyi akşamlar 1K Ailesi
··
4 Gösterim
3 Yorum
Âişe radıyallahu anha anlatıyor:   -Tam on bir kadın oturup kocalarının hâl­lerinden haber verme hususunda gizlemeyeceklerine dair birbirlerine söz verip anlaştılar.   Birincisi şöyle dedi: “Kocam (sarp) dağın tepesinde bulunan cılız bir deve eti gibidir; sırtı düz değildir ki yukarıya çıkarılsın, semiz değil ki yerinden kımıldatılıp başka yere götürülsün.”   İkincisi şöyle dedi: “Ben kocamın hâlleri­ni ifşa edemem. Çünkü anlatmaya başlarsam büyük-küçük nesi varsa hepsini anlatırım.”   Üçüncüsü şöyle konuştu: “Benim kocam uzun boyludur. Konuşursam boşanırım, ko­nuşmazsam muallakta bırakılırım.”   Dördüncüsü: “Benim kocam Tihâme ge­cesi gibidir. Ne sıcaklığı vardır ve ne de so­ğukluğu. Ondan ne korkulur, ne de bezilir.” dedi.   Beşincisi: “Kocam girdiği zaman kaplan, çıktığı zaman arslandır. Bana bıraktığı (ev iş­lerinden) hesap sormaz.” dedi.   Altıncısı: “Kocam yediği zaman katlar (çok yer); içtiği zaman hepsini içer, sömürür; yattığı zaman yorgana iyice sarılır. Kederimi anlamak için elini (elbiseme) sokmaz.” dedi.   Yedincisi: “Kocam tohumsuzdur, her dert onundur. Başımı yarar, vücudumu yaralar, (bunları yapmak için) her şeyi toplar (eline geçenle vurur).” dedi.   Sekizincisi: “Kocamın kokusu zaferân, teni ise tavşandır.” dedi.   Dokuzuncusu: “Kocam, direği uzun (evi rahat), kılıcının kını uzun, ocağının külü çok, evi meclise yakın (misafirperver) bir adam­dır.” dedi.   Onuncusu şöyle dedi: “Kocam mâlik (sahip)tir. Hem de ne mâlik! Akıldan geçen her hayrın sahibi­dir. Onun çok çöken, yürümesi az olan deve­leri vardır. Çalgı sesini duydular mı, helak olacaklarını (kesileceklerini) anlarlar.”   On birincisi ise şöyle dedi:   “Kocam Ebû Zer’dir. Ama ne Ebû Zer’dir! Kulaklarımı küpe ile şakır­dattı, kolumu yağla doldurdu. Beni sevindir­di, benim de gönlüm ferah oldu. Beni Şıkk adı verilen dağ kenarında bir koyun sürüsü ile ge­çinen bir ailenin kızı olarak buldu da at kişne­mesine ve deve sesine sahip harman döven ve tınas savuran bir aileye kattı. İşte, onun yanın­da konuşuyor fakat kötü ve çirkin bir şey söylemiyorum. Akşam yatarım, sabaha kadar uyurum. İçerim ve kanarım.   Ebû Zer’in anne­si… Ebû Zer’in annesi ne annedir! Ambarları büyük ve evi geniştir.    Ebû Zer’in oğlu… Ebû Zer’in oğlu ne oğuldur! Yatağı soyulmuş hur­ma lifi gibidir. Kendisini bir kuzu budu doyu­rur.   Ebû Zer’in kızına gelince Ebu Zer’in kı­zı ne kızdır! Babasına ve annesine itaatli kız… Vücudu elbisesini doldurur ve endamıyla et­rafını çatlatır.   Ebû Zer’in cariyesi… Ebû Zer’in cariyesi ne cariyedir! Konuşmalarımızı yay­maz, sırrımızı saklar. Azıklarımızı saçıp savurmaz. Evimizi de kuş yuvasına çevirmez.   Bir gün, süt tulumları çalkalanmakta iken Ebu Zer çıktı, gitti. Böğrünün altında memeleriyle kaplan gibi oynaşan iki çocuklu bir kadınla karşılaştı. Kadından hoşlanmış olacak ki beni boşadı ve onu aldı. Ondan sonra ben de şeref sahibi bir adamla evlendim.   (Yeni kocam) bir dediğimi iki etmedi, beni konfor ve nimetlere boğdu. Her hay­vandan bana bir çift verdi. Bana ‘Ey Ümmü Zer! Ye, ailene de yedir!’ derdi. Ama yine de bana verdiklerinin hepsini bir araya toplarsam Ebû Zer’in en küçük kabını bile doldur­maz.”   Âişe radıyallahu anh dedi ki:   -Bunları anlattığımda Allah Resûl’ü sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyur­du:   “Ben senin için, Ebû Zer’in Ümmü Zer karşısındaki durumu gibi oldum. (Şu farkla ki Ebû Zer, Ümmü Zer’i boşamıştır fakat ben seninle beraber yaşayacağım.)” Istifade edelim insAllah
Burçin
Gönderi Sahibi
Fonu benden hikayesi senden:) Teşekkürler
Bu yorum görüntülenemiyor
akşam akşam iyi geldi yüreğinize sağlık
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.