Bir depremle çatlayan duvarlar, aslında kaderini çoktan belirlemişti Defne’nin. Defne ve Elif, depremin ardından çatlayan kirişler yüzünden daha guvenli bir eve çıkmak istedikler ancak artan maliyetler yüzünden bir ev arkadaşı aramaya karar verdiklerinde, Defne babasının önerisiyle çocukluk arkadaşı Arzu’ya ulaşır. Arzu’nun arkadaşı ve aynı zamanda karşı komşuları olan Alp’i ilk gördüğü an, kalbinin hızla çarptığını hissetmişti Defne. Aşk sandı bunu… Oysa sadece kalbin yanılgısıydı.
Alp’in onun için doğru adam olmadığını, canını acıtan bir tecrübeyle öğrendi. O günlerde en büyük desteği, çok yakın arkadaşı Anıl oldu.Defne, gerçek aşkın aslında yanı başında durduğunu fark edememişti uzun süre.
Bir zaman sonra Anıl’la hayatlarını birleştirdiler ve Defne, onunla geçirdiği günlerde hayatının en mutlu anlarını yaşadı. Evlilikleri, minik bir misafirle taçlanacaktı. Ama kader, bir kez daha sert bir yüzünü gösterdi. Yüksek bir sarsıntının ardından üzerlerine yıkılan binanın altında, sadece bedenleri değil hayalleri, umutları ve yaşanacak güzel günleri de kaldı. O zamanlarda hamile olan Defne bebeğiyle birlikte sağ salim kurtulmuştu ama Anıl o enkazdan sağ çıkamamıştı. Çok sevdiği kocası artık hayatta yoktu.
Defne, o günden sonra yarım kalmış bir hayatın içinde, yaşayan bir cenazeye dönmüştü adeta. Yine de, babasını hiç görememiş oğlu Doruk için hayata tutunmak zorundaydı.
Yıllar geçti… Ama içindeki boşluk hiç dolmadı.
Hiç beklemediği bir anda, geçmişten gelen bir ses hayatını yeniden sarstı. Çocukluk aşkı Erdem. Onun gelişi, Defne’nin tüm dengesini değiştirdi. Erdem de eşini kaybetmiş sonrasında hem aşka hem hayata küsmüş, duvarlarını kimseye açmamıştı. İkisi de eşlerini toprağa vermiş, ikisi de başka başka yerlerinden kırılmıştı. Aynı acının farklı tonlarını taşıyorlardı.
Aralarındaki sohbetler, gün geçtikçe derinleşti. Kelimeler, yerini çekime bıraktı. Bu his, ikisini de içine almıştı. Önlerinde aşılması zor engeller vardı ve Erdem’in biraz cesarete ihtiyacı vardı. Ama kalp, bazen bütün korkulardan daha yüksek sesle konuşurdu.
Ve sonunda, karşı koyamadıkları o aşkın içinde buldular kendilerini. Aralarındaki yaş farkı bile önemsizdi artık. Geçmişten gelen bu davetle, hesap yapmadan, kimseye hesap vermeden yaşamaya karar verdiler. Farklı yerlerinden yara aldıkları bu hayatta, birbirlerine tutunarak yeniden nefes almayı seçtiler.
Hem ağlayarak, hem kızarak, hem de gülerek birden fazla duygu ile okuduğum bir kitap oldu. Defne'nin aile bağlarına bayıldımm. Kitabın ortalarına kadar hem geçmiş hem günümüz şeklinde okuyoruz. Erdem'in girişiyle günümüz olarak devam ediyor kitap. Yazar o kadar güzel bir anlatım diliyle yazmış ki hiç bitmesin istiyorsunuz. Yetişkin okurlar için olduğu notunu ekleyip okumak isteyenlere incelemelerini tavsiye ederim