İnci Aral’ın 1991 yılında yazdığı ilk romanı olan bu eserde bilinç akışı tekniği kullanılmış. Eser dönemine göre çok uç fikirleri de barındırıyor yani okurken ‘’Yok artık!’’ diyeceğiniz durumlarla karşılaşabilirsiniz .
Eserin kahramanı Suna adlı bir kadın. Ve tamamen iki farklı kişilikte olan bir kadın. Romanda da bu fark ‘SU’ ve ‘NA’ ayrımlarıyla dikkat çekiyor. ‘Su’ daha uysal ve tipik kadın rolüne uyan bir kişidir. ‘Na’ ise tamamen aykırı ve uçlarda yaşayan bir kadındır. Bence Suna’nın bu ikililiği aşk hayatına da yansıyor . Kocası Ayhan’ı alışkanlıktan dolayı severken sevgilisi Onur’u şehvet, tutku ve aşkla seviyor.
Romanda dikkatimi çeken şu oldu: Suna, nasıl bir ikililik hâlinde ise hayatındaki erkekler de aynıydı. Kocası Ayhan, toplumun kendine biçtiği bazı rollerden sıyrılmaya çalışsada yine de kıskançlık duygusuna kendisini teslim ediyordu. Onur ise karısı ve sevgilisi arasında kalan ve yine tipik koca modelini benimseyen bir insan olarak karşımıza çıkıyor.
Bilinç akışı tekniğinden ve modernist bir eser olmasından ötürü belki okurken sıkılabilirsiniz ama her kadının mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum . Çünkü aslında Suna’da hepimiz kendimizden bir parça bulacağız .
Alıntılar:
*Zaman tozdur çünkü kirdir, nemdir, eskimişliktir, yenilgidir. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım koruyamayız kendimizi ve nesneleri ondan.