Yıllar önce Georgi Gospodinov'un Hüznün Fiziği kitabı bende bir tokat etkisi yaratmıştı; herkesi hüzne boğan Bahçıvan ve Ölüm bende bir balyoz etkisi yaratır mı diye korkup temkinle okuduğum bir kitap. Yazarın okuyucu da bırakmak istediği duygu kendi değişiyle "hayati ve hafif" ve gerçekten kitap bittikten sonra tam olarak bu duyguda kaldım. Ne kadar hayata dair, hayatın içinden bir olgu ölümün ardından yas süreci ve kalanın "onsuz" yaşam için olan cehaleti. Sonrasında daimi duygumuz olan kederin o sürekli sızısını da nasıl hafifçe veriyor okuyucuya. Ne zaman Gospodinov okusam o hüzün halini hayatın her noktasına işleyişine sevinirim , çünkü kendimi yalnız hissetmem. Hüzüne bulanmış bir yaşam sürdürmek... Bir yerinde şöyle diyor: "İnsan hayatının sonunda neler yapar?" Kitabı kapatıp boşluğa baktırıyor. Ve şöyle diyor "Hayatın bu kadar hasar verebilmesi insanı hayreti düşürüyor." Daimi hüzün gemisi peşimizi bırakmıyor... "Bu uzun bir kederdir... ama ben henüz acının içindeyim. Önce uzun bir acı olur, keder sonra gelir."