Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 21 Aralık 2025 21:11 Türk klasiklerine verdiğim uzun aranın ardından, Emine Semiye’nin Sefalet romanıyla bu dünyaya geri dönmek benim için hem sarsıcı hem de çok kıymetli bir keşif oldu. İlk Türk kadın romancı olarak tanıdığımız Fatma Aliye’nin kardeşi olan Emine Semiye, bu eseriyle aslında ne kadar güçlü ve kendine has bir kalem olduğunu kanıtlıyor. Kitabı bitirdiğimde, böylesine değerli kalemlerden uzun süre ayrı kaldığım için açıkçası biraz pişmanlık duydum; çünkü o dönemin ruhunu, kadınların sosyal hayattaki varoluş sancılarını bu kadar içeriden anlatan eserler bulmak gerçekten büyük bir şans.
Romanın başkarakteri Sabite’nin hikayesi, adeta bir Yeşilçam filmi estetiğinde fakat çok daha derin toplumsal eleştiriler barındırarak ilerliyor. Varlık içinde bir hayat sürerken akrabalık bağlarının yerini para hırsına bırakmasıyla sefalete sürüklenen Sabite’nin onurlu duruşu beni çok etkiledi. Miras kavgaları, sahte vasiyetnameler ve ihanetlerle örülü bu kurgu, insanoğlunun menfaat uğruna ne kadar ileri gidebileceğini çarpıcı bir şekilde yüzümüze vuruyor. Özellikle Sabite’nin sadakati ve yaşadığı hayal kırıklıkları, dönemin aile yapısını ve sınıf farkını iliklerimize kadar hissettiriyor.
Eserin teknik yapısı, karakterlerin çokluğu ve karmaşık aile ilişkileri nedeniyle yer yer dikkat istese de, Emine Semiye’nin zamanda atlamalar yaparak kurguyu parçalaması anlatıma modern bir hava katmış. Hikayenin başından sonuna kadar hissedilen o çaresizlik duygusu, Gayret kalfa gibi karakterlerle pekişen kadın dayanışması sayesinde yerini umuda bırakıyor. İyiliğin ve erdemin en sonunda kazandığı, entrikalarla dolu bu edebi yolculuktan büyük bir keyif aldım. Klasik severlerin, tozlu raflarda kalmış bu kıymetli cevheri kesinlikle keşfetmesi gerektiğini düşünüyorum.