Öncelikle ilk soruda birçok kişinin benzer bir cevaba ulaşması isabetlidir. Çünkü Hz. Peygamber davet faaliyetlerini, halkın kalabalık olduğu panayırlar, kabilelerin topluca bulunduğu zamanlar ve sosyal temasın yoğun olduğu ortamlar üzerinden yürütmüştür. Buna karşılık, Yahudi, Hristiyan veya Mecûsîlerin dinî bayramlarını özellikle hedef alarak bir davet yöntemi benimsediğine dair herhangi bir rivayet bulunmamaktadır.
İkinci hususa gelince; İslam’ın hâkim olmadığı bölgelere elçiler aracılığıyla davet mektupları gönderilmiştir. Bizans İmparatoru Herakleios’a gönderilen mektup bunun en bilinen örneklerinden biridir. Bu uygulama, risaletin aynı zamanda diplomatik bir boyuta sahip olduğunu göstermektedir. Bu konuda Hz. Muhammed ve Mektupları gibi eserlerin okunması faydalı olacaktır.
Ashâb-ı kirâm da bu yöntemi sürdürmüş; Hz. Peygamber gibi, özellikle başka dinlerin kutsal günlerini ve bayramlarını hedef almamış, zorlayıcı bir tebliğ yoluna gitmemiştir. Onların en güçlü daveti ise sözden ziyade ahlak ve yaşantı olmuştur.
Ayrıca genel konuyla ilgili olarak Hz. Muhammed ve davet metodu gibi eserleri de okumakta fayda var.