Kitap, en basit açıklamasıyla düşük zeka seviyesinde bir adam olan Charlie Gordon'un yaşamını anlatır. Charlie daha akıllı olmak ister ama insanların onun hakkında düşündüklerini kavrayamaz, bir çocuk masumiyeti ile yaklaşır. Dr. Nemur ve Strauss tarafından ameliyat edilir ve kendini deney faresi Algernon ile özdeşleştirir. İlerleyen süreçte faredeki zeka artışı durur ve gerilemeye başlar. Böylelikle Charlie'yi de bekleyen kader belli olur.
Charlie'nin zeka artışıyla yaşadığı yabancılaşma, sevgisizlik ve yalnızlık duygusu insan olmanın anlamını sorgulatır. Öğretmeni Alice' olan aşkı da tüm düzelmeye rağmen planladığı gibi hissettirmez, duygusal gelişimi tamamlayamayan Charlie, aşkta da mutluluğu bulamaz.
Kısacası akıllık olmak da Charlie'yi mutlu etmeye yetmez aksine bambaşka sorunları yanında getirir. Annesi ile yüzleşir ancak orada da aradığını bulamaz, artık çok geçtir.
Hayatını ortaya koyduğu bir bilimsel çalışmada sadece bir denek olarak görülmeye kabullenemez, zaten bu durum ahlaki bir tartışmayı da beraberinde getirir. Nihayetinde Charlie başladığı noktaya geri döner. Bu hüzünlü ve bir o kadar da tartışmalı romanın çevirisinin Türkiye'ye geç geldiğini düşünüyorum. Roman olarak 1966'da basıldığını düşününce haksız sayılmam ama bence çok daha iyi bir yayınevinden çıkabilirdi. Kitabın puntosunun büyüklüğü beni rahatsız etti, diğer yandan yazımda da hatalar vardı.
Sanırım kitabın en etkileyici yanlarından biri de zeka artışından sonra zaman zaman eski halini görmesi ve aslında hangisinin gerçek Charlie olduğunu düşündürmesiydi. Sahi hangisi sahici Charlie'ydi?
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes