Bu kitabı elinize aldığınızda muhtemelen "Zaten 200 sayfa, bir oturuşta biter" diyeceksiniz. Haklısınız, fiziksel olarak incecik bir kitap ama bittiğinde zihninizde bıraktığı ağırlık tonlarca.
Bu bir kurgu roman değil; M.Ö. 399 yılında Atina’da geçen gerçek bir mahkeme tutanağı gibi. 70 yaşındaki Sokrates; "gençleri yoldan çıkarmak" ve "şehrin tanrılarına inanmamakla" suçlanıyor. Karşısında ise onu idam ettirmek isteyen yargıçlar ve bir halk kitlesi var.
Kitabı Okurken Hissettiklerim
1. Bu Bir "Savunma" Değil, Bir Meydan Okuma
Kitabın adı "Savunma" (Apology) olsa da, Sokrates bildiğimiz anlamda yalvarıp yakarmıyor. "Aman beni affedin, bir daha yapmam" demiyor. Tam tersine; "Ben size Tanrı'nın bir armağanıyım, beni öldürürseniz kendinize zarar verirsiniz" diyor. Bu özgüven ve sarsılmaz duruş, okurken insanı hayrete düşürüyor. Adam ölmek üzere ama hala karşısındakilere ders veriyor!
2. Ünlü "At Sineği" Benzetmesi
Sokrates kendini koca ve hantal bir at olan Atina devletini uyandırmaya çalışan bir "at sineğine" benzetiyor. Okurken düşünüyorsunuz: Toplumların uyumayı sevdiği yerde, uyandıranlar hep "rahatsız edici" bulunur. Sokrates, rahatsız ettiği için cezalandırılıyor.
3. Mantık Dansı
Sokrates, kendisini suçlayan Meletos’u öyle bir sorguya çekiyor ki (Sokratik yöntem), adamı kendi kelimeleriyle mat ediyor. Okurken "Hah, şimdi yakaladı!" diyorsunuz. Bir hukuk dramasında başrol avukatını izlemek gibi keyifli.
Sokrates'in Savunması