Kitaba büyük bir beklentiyle başladım ve şunu söylemeliyim ki kesinlikle bu beklentimi karşıladı. Kitap bittiğinde hissettiğim buruk duygular, ben ne okudum dedirtti. Okurken kendimi o kaptırdım ki bir an için kendim tüm bu olaylar silsilesini yaşadım sandım. Yazarın ustalığına hayran kaldım kısacası.
Shakespeare'in alıntıları çokça hoşuma gitti. Kitabın teşekkür kapanışında bile yazar bu alıntıları eksik etmemişti. Tiyatroya ilgisi olanların kesinlikle beğeneceğini düşünüyorum. Hayal gibi bir okulda -okurken aklıma sürekli Hogwarts geldi- bir grup 4. sınıf tiyatro öğrencisinin sıkı dostlukların nasıl sıkı düğümlere, düğümlerinse çıkmazlara sürüklendiği konusu anlatılıyor. Ve ruh çözümlemeleri öyle akıcı ilerliyor ki bir saniye bile sıkılmıyorsunuz. En azından ben sıkılmadım. İlişki dinamiklerinin aktarımını kurulan şairane cümlelerle sizleri daha da fazla meraka sevk ediyor. Okurken sürekli kitabın her satırını çizmek istedim. Hepsini paylaşmak istiyorum. Bu arada Oliver’ı o kadar çok sevdim ve ona üzüldüm ki; bir yandan da kızgınım. Elimde olsa kitaba girip Oliver'a yol gösterirdim.
Kendimi en yakın hissettiğim karakter Oliver'dı kesinlikle. Şunu da eklemek istiyorum ki kitabın konusu direkt verilse de, cinayeti kimini işleyebileceğini tahmin etseniz de kitabın sonuna geldiğinizde sizi başka sürprizler bekliyor oluyor.
Son olarak sanırım bir süreliğine favori kitabım bu olacak.