“Evlat,” derdi, “mutlu olmayı bilmiyorsan öğren. Dünyaya odun gelip kalas gitme. Mutluluk; lüks bir restoranda bıldırcın kızartması yiyip Fransız şarabı içmek değildir. Mutluluk; oynak kalçalı bir dilberin koynunda sabahlamak da değildir. Mutluluk, kendin ve başkaları için doğru bildiğin yolda; bazen rüzgârı arkana alarak, bazen rüzgâra karşı durup, engelleri aşarak yürüyebilmektir.”