Kitabın konusu ile başlamak istiyorum bu sefer. Norveç'ten babasının işi nedeniyle taşınan 5 yaşında bir çocuk, Rune. Ve yan komşusu olan aynı zamanda Rune'un odasıyla pencereleri karşılıklı olan, neşe dolu bir kız, Poppy. İki insanın çocukluklarından itibaren başlayan, ölecekleri ana ve hatta sonrasına taşan, ilk, tek ve gerçek aşkı ikisinin de dilinden okuyacaksınız.
Kitabın başları çok güzeldi. Çocukken o saf sevgilerini yüreğimde hissettim resmen. Ancak kitapla beraber karakterlerin yaşları ilerledikçe ''Bu ne ya? Bu bildiğimiz ergenlik döneminde vıcık vıcık bir aşk.'' düşüncesi kafamdan geçmeye başlamıştı. Sizde de öyle olabilir ancak olayın seyri değişiyor ve bu açıkçası benim merakımı kamçıladı ve kitabı okuttu. İyi ki okutmuş. Çünkü bazı şeylere olan bakış açım ve inancım değişti.
Özellikle Poppy karakterinin dünya görüşüne hayran oldum. Hakikaten dünyaya başka bakıyordu. Bir nevi 2.Polyanna diyebiliriz. Ve onun bakış açısıyla okudukça aslında içimde bir mutluluk hissetmedim değil. Umarım siz de okuyunca seversiniz.
Kitabın dili bana kalırsa etkileyiciydi. Çünkü karakterlerin kalbi kırıldığında benim de kalbim kırıldı, ağladıklarında gözlerim doldu, içleri mutlulukla doldukça kendimi daha mutlu hissettim ve en önemlisi onların yürekleri sevgiyle, aşkla dolup taşarken benim de içim ısındı. Tek sıkıntı şuydu ki: son kısımlarda ben hissetmem gereken duyguyu tam olarak hissedemedim. Çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum. Çünkü diğer kısımlarda tattırmak istediği duyguyu her türlü hissettim ama o son beni nedense etkilemedi. Tek puanı da buradan kırdım zaten.
Eğer güzel bir aşk romanı okumak istiyorsanız tavsiye ederim. Sonunda beni pek boğmasa da sizi hüzne boğabilir. Peçeteler yanınızda bulunsun.
Keyifli okumalar :)